ANA SAYFA GÜNLÜK PROGRAM YOGA EĞİTMENLİĞİ YOGA TERAPİ YAYINEVİ YOGA TATİLLERİ DÜKKAN  İLETİŞİM

MUTLAK'IN FARKINA VARMAK

 

Swami Krishnananda
The Divine Life Society (İlahi Yaşam Topluluğu) Genel Sekreteri
Sivananda Aşram, Rişikeş, Hindistan

ÖNSÖZ

Art niyetli çevrelerde yakalanma sürekliliğiyle yüz yüze gelmek ve tüm bu çevrelerin hepsinden Mutlak ya da Sonsuz’la ilgili bir şeyi açıklamaya kalkışmaktan zaferle çıkmak tam bir hazırlık ister. Bu zor bir konudur ve bir çok kereler kişinin, zihnin ötesinde sıralanan ebedi hakikatin doğasını anlamaya çalışmakla meşgul olması boş bir şeymis gibi görünür. İnsan zihinden yoksun bırakılırsa hiç bir şeydir, yine de zihin Gerçek’i tespit etmede çok uygunsuz bir araçtır. Ama, her ne kadar mükemmel olmasa da, bu Gerçeklik’e en yakın olan bilginin insani yetisidir. Biz ya Gerçeklik’i mükemmel olmayan bir sekilde biliriz ya da hiç bilmeyiz. Yine de, bir süreç yoluyla Gerçeklik’i tamamen bilmek imkansızdır, çünkü Gerçeklik bir süreç değildir. Bununla birlikte, bu sayfalarda daha fazla düşünme ve tartışmaya açık olmayacak ifadeler bulunması beklenmez. Kendisine tezat olan hiç bir şey içermeyen bir şeyi telaffuz etmek mümkün değildir. Tam olanı ifade etmek, bilme sürecinin kapasitesi içinde değildir. Bilinen herşey süreçtir ve tüm süreç mükemmelsizliktir. Mükemmeli bilmenin yolu mükemmel olmaktır, onu ifade etmek değildir. İfade ilişkileri içerir ve ilişkisi olan bir şey kendi içinde tam değildir. Bununla birlikte, sezginin tam olduğu söylenir; ama o halde hiç bir felsefe tam değildir, çünkü felsefe entellektüel yargıdır. Zihin mükemmel olmayan bir ortaya çıkış olsa da, sezgi gibi bir açığa çıkış değildir. Zihin asla özne-nesne ilişkisinden kurtulamaz, böylece bu tip bir ilişki Gerçeklik'e varamaz. Asla bir felsefeyi sezginin ışığında izah edemeyiz, çünkü sezgide tüm ilişkiler aşılmıştır. Mandukyopanişad'taki Gerçeklik'in doğası üzerine olan bildiri, Gerçeklik'i sadece ölümlü kategorilerde bilmeye çalışan spekülatif felsefelerin hepsinin kalbini dehşete düşürür.Filozof bunu kabul etmek için hazırlıklı değilse, içsel-deneyime dek, sadece gölgelere sevinecektir, en azından ifadelerinin kendine-yeter olmadıklarını ve kendi kendine varolan doğrular olmadığını inkar edemeyecektir. Felsefe Gerçek'in-farkındalığı için bir özürdür ve sezginin gereksinimleriyle örtüştüğünde kendini yerine getirecektir.

Haydi, zihnin mükemmel olmadığını kabul edelim. Ama, bu mükemmel olmayan araç olmadan, içgüdüsel hayvanlardan daha iyi değiliz gibi görünmektedir Biçimlerin gerisindeki Gerçeklik'in zihinsel belirlenmesinde bazı evrensel standartlar vardır. Bu tip evrensel gerçeklerin pozitif tasdiki ve bunların üzerine yapılan meditasyon, meditatörü mutlak anlamda gerçek olanı yönlendirmeden gitmeyecektir. Ideale duyulan inanç ve adanmayla desteklendiğinde, zihnin kendisi aracılığıyla zihnin üzerine yükselebiliriz. En üstün Gerçeklik deneyimlenmediği sürece, felsefi araştırmalar yoluyla çıkan evrensel tespitlerin birinin diğeriyle savaşmasına izin verilmemelidir.Tüm gerçek felsefelerin Mutlakçılık'ta sona erdiği doğrudur, ama entellektüel kategoriler birbiriyle rakipmiş gibi görünen Mutlakçılık'ın biçimlerini yaratmadan gitmezler. Bilge yön, çember Mutlak olduğu ve kişiyi Fizik Ötesi Varlık'a yönlendirdigi sürece her biçimi en üstün mantıksal olarak almaktır. Örneğin, Saguna-Brahman ve Nirguna-Brahman'dan, Kişisel Mutlak ve Kişisel Olmayan Mutlak'tan bahsetmek, birşeyin özne veya nesneleri olmadıkları sürece, -çünkü her biri kendi çemberinde Mutlak'tır- ve ilişkiler içermedikleri sürece, birbiriyle muhalif gibi düşünülmemelidir; yine de mantıksal yeti her ikisi arasındaki farkı görmeye çalışır. Düşman ilişkiler entellektüel anlayışın biçimleri yoluyla gelen bir mutlak ve diğer bir mutlak arasında gelişmişse, yaşam başarısızlık ve acı ile sona erecektir. Zihin kendi kırılma noktasının ötesine esnetilmemelidir. Yoksa, kendini-aldatma ve hiçbir şey bilmeme tehlikesi vardır. Mantığa her zaman toleransla yardımcı olunmalıdır, ve kendi sınırlarını unutmamalıdır.

Bu çalışmanın kendi yönünde ne kadar başarılı olduğu, Gerçek'in peşindeki zeki arayıcının yargısına kalmıştır. Bu, yeni bir şeyi sunma girişimi değildir, tersine En Üstün'ün farkına varma isteğiyle yanan kişiye bir yöntem önermektir. Bu çalışmanın amacı İçsel-Farkındalık için çabalama görevine kendilerini vermeye kararlı kişiler için yaslanacakları bir direk sağlamaktır. Saf ve samimi olanlar kesinlikle Upanişad'ların ışığında Gerçek'i dürüstçe araştıran bu girişimden faydalanacaklardır. Keskin düşünmesi ve bununla birlikte duyulara kapılmayan kalbi olan kimsenin, bu yolda dünyevi kaybı ne olursa olsun, deneyi-aşan Gerçeklik'i aramaya teşebbüs etmekten vaz geçmesi mümkün değildir. Ancak, bunu istemeyenlerse, daha bilge hale gelmeli ve daha doğru kişiler haline gelmelidirler. Daha temel olan doğa (alt benlik), her zaman doğru yoldan ayrılmada neşe bulur ve kendi sevgili egoistik-ilişkisine-yıkıcı-olanı düşünmeye katlanamaz.

Mantığın, Gerçek'in doğasını anlayamayacağını kabul ederek kendimizi teselli edebiliriz. O halde, tüm felsefe bir çocuk oyunudur. Upanişad'lar bile, kelimeler yoluyla ifade edilmiş gerçeklerdir ve kelimeler zihin olmadan anlaşılamazlar. Yine de, en azından belli bir nebzeye kadar, inancın yardımıyla dikkatlice gözetilen zihinle Gerçeklik'in doğası hakkında kendimizi ikna edebileceğimizi inkar edemeyiz. Ancak, tek şart istekli zihnin saf olması ve bağımlı olmamasıdır.

Upanişad'ların felsefesininden ortaya çıkan temel sorun Mutlak'ta düşüncenin ortaya çıkma geçerliliğidir. Evren Brahman'ın arzusu ya da iradesi olarak açıklanmaktadır. Arzu Brahman'a atfedilemezse, evrenin gerçekliği yoktur. Arzu Brahman'a atfedilirse, Brahman sınırlı ve geçici hale gelir. Bir şekilde, biz bir şeyi evren olarak görürüz. Ama, kendimize sadık kalırsak, kritik zekamızı ya da bu dünyanın pratik deneyimini inkar edemeyiz. Genel duyusal deneyimlerimiz, her nasılsa, bizim en derin zekamızdan çok daha güvenilirdir. Duyu-deneyimlerimiz genellikle anlamsızdır, ve hatta günlük yaşamda deneyimlere yol açan hatalı zanlarca akılsız bir şeklide yönlendirildiğimizi görürüz. Ölüm bile yanlış bir inançtan dolayı meydana gleir, ve hatta yaşam bile sadece inançtan dolayı vardır. O halde, biz Brahman'da bir değişiklik olamazsa, nasıl oluyor da bir dünya görebiliyoruz diye soramayız. Hali hazırda deneyimlediğimizden başka bir şeyi araştıran zihne rağmen, bir şekilde, diğer günlük zayıflıklarımız gibi dünya-görünüşü ile aptal yerine konduğumuzu kısaca kabul etmeliyiz. Mantığın kendisi sıradan bir şekilde dünyadaki pratik deneyimlerimizden etkilense de, arzuların cürufundan kurdulduğunda, bir nevi özgürlük ortaya çıkarır ve sonra güvenilir bir rehberlik sağlar. Tek Brahman, Değişmez Gerçeklik ise, değişkenliklerin ve göreceliklerin dünyası var olamaz. Biz başka bir şeyi deneyimliyorsak, bunu niye ve nasıl diye sorular sorup cehaletimizi derinleştirmeden, zihin gücüyle reddetmeliyiz. Ancak, deneyimin gerilimi yoluyla, geçici-spatyo (geçici-uzaysal) dünya-tezahürünü kabul edersek, bu durumda, Ebedi Geçeklik'in mevcudiyedini buna uyarak inkar etmeliyiz. Biz hiç bir şeyi araştırmıyorsak, statik atalete başvurmaktan başka çare kalmaz, ama bu da doğamızdan ötürü yapmaya istekli olmadığımız bir şeydir.

Deneyim bize her zaman daha büyük bir mükemmellik ve daha geniş bir neşe işaretleri gösteren, şuurun birliğine doğru eğilimi olan bir hareket olduğunu söyler. Burada, mantık ve deneyim birleşir ve tek varlığı oluşturur. Bu bizi deneyimin farklılaşmamasının ve sonsuzluğunun Gerçeklik doğasında olması gerektiği sonucuna götürür. Daha da fazlası, bu netice kutsal metinler olan Upanişad'larla da uyumludur. Bir fikir ebedi mevcudiyetten hasıl olamaz.

Ve, burada bize yaradılış-teorisini mecazi olarak, daha az zeki olanların anlayışı için bir anlamı olan ve akılları göreceli gerçekliğin ilerleyen sürecine yükseltmek amacında olan olarak almamız tavsiye edilir. Bu, Upanişad'larda çok açık olmamakla birlikte tavsiye edilmektedir. Deneysel deneyimimiz bir şekilde görünüş alemlerinde kolayca açıklanamayan bir çeşit içsel-engel olarak alınmalıdır. Bu, Mutlak'ın farkına varıldığında açıklanır. Gerçeklerin yanlış sunumları olmasın diye, bu görevde, hislere kapılmayan kalp, mantığa rehberlik etmelidir.

Upanişad'ların felsefesini burada yorumlarken, dinsel ve ayinsel tavırlar bırakılmalıdır, çünkü bunlar, -her ne kadar belli bazı Upasana'ların uygulamasında kullanışlı olsalar da, Upanişad'ların temel öğretisini anlamak için gerekli değildir. Bu Upasana'lar vb ile ilgilenen arayanların uygun bir yorumla Upasana-Kanda'yı çalışmaları istenir. Çeşitli daha düşük seviyeli Vidya'lar veya daha düşük tezahürlere yapılan meditasyon'lar da, konumuzla ilgili olmadıklarından, bu kitaba dahil edilmemiştir.

Orjinal Sanskrit pasajlardaki çeviriler genellikle kelime kelime çevrilmiştir. Ama kelime kelime çevirinin akıllıca olmayacağı ve pasajın ruhu daha okunabilir bir tarzda verildiğinde daha iyi olacağı durumlarda, ya pasajın doğru olarak anlaşılması için gerekli bazı kelimeler eklenerek, ya da aynı amaçla istenmeyen kelimeler çıkartılarak başka kelimelerle anlatıma gidilmiş ya da pasajın ana fikri verilmiştir.

Belli bazı önlenemeyen uygunsuz ortamdan ötürü, konuyla ilgili daha detaylı bir açıklama verilememektedir. Ancak, bu kitapta genel olarak değinilen bazı noktaların daha geniş açıklamaları Notlar bölümünde mevcuttur.

1 Ağustos 1947

Swami Krişnananda

GERİ

   
GÜNLÜK PROGRAM
  • PROGRAM AKIŞI
  • ÜCRETLER
  • İNDİRİMLER
YOGA EĞİTMENLİĞİ
  • GENEL BİLGİLER
  • PROGRAM İÇERİĞİ
  • SIK SORULAN SORULAR
YOGA TERAPİ
  • GENEL BİLGİLER
  • HANGİ HASTALIKLAR
YOGA TATİLİ
  • GENEL BİLGİLER
    GİDERKEN ALINMASI GEREKENLER
MASAJ TERAPİLERİ
  • GENEL BİLGİLER
    ÜCRETLER
DÜKKAN
  • ÜRÜN KATALOGLARI
    FİYAT BİLGİLERİ
İLETİŞİM
 

Yoga Bharati San Francisco - Yoga Bharati Los Angeles - Yoga Bharati San Diego - Yoga Bharati Detroit -

Yoga Bharati Seattle - Yoga Bharati Atlanta - Yoga Bharati Calgary/Kanada

Vivekananda Yoga Üniversitesi Bangalore/Hindistan
 

 

İstanbul Yoga Merkezi

Caddebostan Mah. Bağdat Caddesi Kantarcı Rıza Sokak Köseoğlu Apartmanı No: 5 D: 3 Erenköy / İstanbul
Tel: 216. 368 8482 - 532. 357 3858

Copyright 2010

Logo tasarım: Rek ajans (T: 212. 325 37 02)