1. BÖLÜM
GİRİŞ
Görecelik ve Yüksek bir Gaye Edinme
Mükemmelliğe Ulaşma, Varlık'ın Şuurlu Tamamlanmasıdır.
Bu, Upanişad'ların merkezi konusudur. Upanişad'lar sırların sezgisel ortaya
çıkarımlardır, ve sezgi bir bütünü meydana getiren parçaların (entegre)
deneyimidir. Beyanları, tek bir Gerçeklik yaklaşımının muhtelif
yöntemlerinin kesin açısını kendilerine dahil etmekte bir sorun yaşamazlar,
çünkü bütünsellik (entegrasyon) hiç bir şeyi dışta bırakmaz. Hiç bir iki
birey benzer şekilde düşünmez, çünkü Ruhsal Güç'ün nesnel bir hareketi olan
düşünme bütünsel varoluştaki farklı noktalarda mod ve güç olarak değişiklik
gösterir. Ama, o zaman varlıkların akli modundan doğan bu ayrımından ötürü,
tüm bireyler ortak Hedef'e ulaşma, ortak amacı başarma amacında olmalıdır,
çünkü hepsindeki gerçek tektir ve tüm yollar tek Mükemmellik'te
birleşmelidir. Mükemmellik ya da gerçek iki tane olamaz. Bu durumda,
Gerçeklik'e yaklaşım yöntemlerinin hepsi, saf Varoluş'un ebedi doğasına ait
olan belli temel doğaları ya da değerleri içermelidir. Bu, varolması gerekli
mantıksal sürekliliği ispat eden ve Gerçek'i olduğu gibi deneyimlemenin
nisbi bireylerce verilmiş sayısız yöntemleri arasında varolduğu reddedilemez
bir gerçektir.
Varoluş'un doğasını bulan tüm süreçlerde hatırlanması
gereken en önemli nokta, bizim mantığa sadık kalarak göreceli ayrımları
nesnel ve öznel yapamayacağımızdır, çünkü doğadaki bu tip farklar keyfi
kavrayış ve algılamayı temel alırlar. Saf Varlık'ta özne ve nesneyi sadece
anlık deneysel deneyime dayanan ve anlaşılmaktan yoksun olan içsellik ve
dışsallıkla ilgili inancı kabul etmekten dolayı ayırırız. Nesnel dünya ve
öznel bedenin ikisi de idrak edilen varlıkla ilişkidedir ve varoluş bölümü
olmayan bir idrak kütlesidir. Bu idrak kütlesinde, nesnel deneyimin
anlaşılmazlığıyla özne ve nesnenin ikisini de içeren bir şuur gerçeği
önermeden gerçek kanıtlanır. Hem öznel hem de nesnel açılardan bakıldığında,
evrenin gerçekliği kendi varoluşundadır. Bu varoluş da, varoluş şuurun bir
içeriği haline gelmeden bilinemez. Ama bu içeriğin kendisi şuurdan
farklı-olmayana dek, şuurla bir ilişkisi olmayacaktır ve bilinemez.
Varoluşun bilenebilmesi için, varoluş şuurla aynı olmalıdır. Eğer
bilinmiyorsa, kendisi o değildir. Varoluş gerçekten şuurun varoluşudur.
Temel şuuru geliştiren idrak organı, varoluşu takip eder. Ve, şuur bölünmez
olduğundan, varoluşta bu tip bir ayrım farklılaşmamadaki ayrılmazlık yoluyla
ne içi ne de dışı olmayan doğanın kimliğine doğru daralır. Bir şeyle
ilişkili olan hiç bir şey gerçek değildir. İlişki her zaman karşılıklı
dayanışma anlamındadır, kendi kendine varolma anlamında değildir. Varoluş
her zaman mutlaktır; başka bir şey değildir. Genel algılamaysa, gerçeğin
ölçütü değildir. İnsanların ve hayvanların görecek gözleri olmasa bile,
güneş var-olmamaya başlamaz. Ya da sırf biz onu algılıyoruz diye, biri ebedi
varlık haline gelmez. Şuursuz huzursuzluk, her bir bireyleşmiş kişilik
tarafından kendi ölçülerine göre hissedilir ve ayrı şuur noktalarında
ebediyen kalmanın imkansızlığı Mutlak Mükemmelliğin Yüce Durumu'na işaret
eder. Günlük konuşma dilinde, bireyi ilişkisel varoluşa doğru çeken bir güç
olarak anlaşılan arzu, bireyselleşmiş varlığın kendi faniliğiyle çekilmeye
devam edilmesi ve şuur alanında daha ileri deneyimleri isteme yetisizliğinin
bir kanıtıdır. Şuurun daha alt durumlarıyla karşılaştırıldığında genişleme
derecesi ne kadar yüce olursa olsun, şuurun göreceli durumunda varolmada bir
tatmin yoktur. Her bir bireyde, şuurun diğer kademelerini deneyimlemek ve
evrenin diğer çeşitli nesnelerine sahip olmak için kalıtımsal bir özlem
vardır. Bu özlem, şuurun ölümsüz kademeleri deneyimlenmediği sürece ve ebedi
nesnelere sahip olunmadığı sürece dinmeyecektir. Ancak, bu Ebediyetin
çokluğunu ima etmez, çünkü Ebedi olan Bölümü Olmayan Varoluş'tur. Tüm
evrenin hakimi olmak bile Ebediyete göre eksik kaldığından, daimi tatmini
vermez. Daha yüksek bir değerde olsalar bile, cennetin ve dünyanın
yöneticiliği göreceli varoluşlardır, ama mutlak bireysellik olsa bile,
tatmin zirveye ulaşmaz. Mükemmel tatmin yaşamın ikilikçi (dual) durumunda
bulunmaz -bu mutlak ikilikçilik olsa bile. Mükemmel tatmin, sonsuz
deneyimde ve sonsuz varlıkta bulunur.