Swami
Krishnananda
The Divine Life Society (İlahi Yaşam Topluluğu) Genel Sekreteri
Sivananda Aşram, Rişikeş, Hindistan
2. BÖLÜM
DÜNYANIN DOĞASI
Gelişim Fikri
Yukarıdaki gerçek ifadeler, çaresizce ölümlü olan bir kişinin buna
söyleyeceği şey ne olursa olsun, saf varoluş olarak nesnelerin gerçekliğinin
açıklamalarıdır. Göreceli birey çoğulluk ve biçimler dünyasını bir hayal
olarak reddedeceği İçsel-Bütünlük için bu tip bir aşk duymaz. Deneysel
bilimsel görüşe göre, farazi bir teselli, dünyanın Ebedi Yaşam'a doğru
ilerleyen evrim sürecinde gerekli bir adım olduğudur. Destek, Upanişad'ların
dünyanın Brahman'ın ortaya çıkışı olduğunu, daha yüksek bir vizyonun bile bu
görüşü reddedeceğini açıklayan bazı pasajlarında aranır.
"Tüm bunlar İlahi Kontrolcü'de bulunmaktadır." --Isha. Up.,1.
Görünüş, Gerçeklikte bulunur. Gerçek, gerçek olmayanın en uç noktasında
bile ısrar eder. Gerçek olmayan daha az gerçektir, ve kötü iyiliğin daha az
derecesidir. Tüm evren, Gerçeklik'in dereceli olarak ilerleyici
gizlenmesidir.
"Tüm varlıklardaki İçsel Ruh, Tek Kontrolcü, kendi tek biçimini çeşitli
yapar."--Katha Up., V.12.
"Bunlardan biri ya da diğerine kim sevgi ve saygıda bulunursa, (Gerçek'i)
bilmez; çünkü o bunların biri ya da diğeriyle tam değildir, ... benlik Tüm
bunların ayak izleridir, çünkü kişi Tüm bunları onunla bilir." --Brih.Up.,
I.4.7.
Göreceli zeka burada, dünyanın Brahman'ın kendi-sınırı olduğu ve dünyanın
Gerçeklik yolu olduğu kavram için bir destek arar. Birey Mutlak'ın ayak
izleridir, ve nasıl ki kişi sığırları ayak izlerini takip ederek bulursa,
kişi bu Tüm'ü, Brahman'ı da ayak izi ya da bir izi olan sınırlı benliği
yoluyla bulur. Birey kozmiğin bir kopyası ya da minyatürüdür. Svetasvatara
Upanişad (IV.2-4), Gerçek'in tüm çeşitli şeyler haline geldiğini söyler.
Chandogya Upanişad'ın Sandilya-Vidya'sı (III.14), Gerçek'in dünyadaki
herşeyi ihtiva ettiğini açıklar. Bireyin Mutlak'a doğru ilerleyen
evrimindeki aşama olarak evren kavramı, dünyayı bir hayal olarak algılama
biçiminin katı anlayışına bir hazırlık gibi görünmektedir. En yüksek din,
çeşitliliğin reddini içerir. Dünyanın deneysel gerçekliği, yine de,
ilerlemenin daha-az-gerçekten daha-yüksek-gerçeğe doğru olduğu ve yanlıştan
doğruya doğru olmadığı görüşünün onaylanmasını talep eder, böylece dua bizi
"gerçek olmayandan, Gerçek'e" --Brih.Up., 1.3.28. yönlendirir.
Çoğul dünyanın nihai hayali doğası, aydınlanma ve iç yüzünü anlama ile
açıklanmıştır ve dünyanın Sonsuz'a doğru ilerleyen evrimi bilimsel bir
gerekliliktir. Ussallık kategoriler üzerine temellenmiştir ve ilişkisiz olan
bütünsel deneyim ussallık ile anlatılamaz. Dünya, Gerçeklik'e zarar vermeden
ussal olarak açıklanabilir, çünkü içgörü ya da sezgi mantıksız değildir.
Ama, ussallığın her zaman, Mutlak'ın gerekli görünüşü yaparak, deneysel
şuuru doğrulayan bir sevgisi vardır, çünkü ussallığın kendisi deneyseldir.
Bu, kuyruğu olmayan bir tilkinin arkadaşlarına kuyruklarını kesmelerini
tavsiye etmesi durumudur. Bu, nesnelerin çoğulluğunun bir hayal olmadığını,
ama kendi bireysel özgürlüklerinin gerçek olmadığını söyler. Tüm dünya bir
hayal ise, etik gereklilik ve Mükemmeliyete olan kişisel-çaba zor bulunur.
Mutlakçı metafizik hayatı kendisi için zorlaştırır, ve biz dünyanın ve
bireyin göreceli gerçekliğine başvurma zorunluluğu hissederiz. Bilim
adamları zihin yöntemini izlerler.
Dünyanın entellektüel görünüşü ve Gerçek her zaman göreceli kavramlarla
renklendirilmiştir. Buna göre, dünya, benliğin şuurun daha üst durumlarına
doğru ilerleyen ve kademesel yükseliş aşamasıdır. İnsanoğlu fiziksel
bedenden başlar ve yok olmaz Ruh olarak son bulur. Kişinin doğduğu Doğa,
sevgili ve vefakar arkadaşıdır, yoksa güçlerine karşı savaşması gerekli olan
karşıt bir düşman değildir. Kişi bu dünyada, kendisini yok etmek isteyen
dehşetli hayaleti bir tekmede kenar atmak için değil, daha üst şuurlar için
dünyevi şuur basmaklarını tırmanması gerektiği için varolur. Ölüm ve doğum,
daha üstün durumlara ulaşmak için, bireysel şuurun değişken durum
süreçleridir. Ruh, tekrarlanan benzer deneyimden sonra, geçmiş arzuların
ivmesinden kaynaklanan şuurdaki değişimden tükenecek ve değişimin ve evrimin
olmadığı Mükemmeliyet durumuna ulaşacaktır. Dünyadaki varlıklar günah
tuzakları değildir ve kötü olarak adlandırılamazlar, tersine kişinin
kalıplaşması ve nesnel çekimden vazgeçerek kendini Ebediyetin Gerçek'inin
ortasında kalması için Doğa'nın sağladığı bir çarelerdir. Ve böylece bunlar
gelişim basamaklarını oluşturur. Nesnel irtibat, çoğulcu bağımsızlık
inancından kurtulmada bir etki yaratmayı amaçlamaktadır. Birey ruhsal evrim
sürecinde olduğu sürece, bedene iyi bakılmalıdır. Yaşamın belli bir
aşamasındaki evrimin belli bir sürecini etkilemesini amaçlayan beden bu
görev tamamlanmadan yok edilirse, Doğa bireye karşı bir intikam alacak ve
bunun tamamlanmamış bir önceki işin devamı için ihtiyaç duyulan bir başka
uygun bedenin tezahürü için gerekli durumlara tutunmasına zorlayacaktır.
Sistematik Doğa kendi içinde uyuşmazlık içinde değildir, ve bu nedenle
birbiriyle tezat güçler ile dolu değildir. Yaşam güçleri benliğin
her-şeyin-dahil-olduğu Gerçeklik ile birliğinde farklı itkilerdir.
İçindekilerle birlikte evren algılanamaz muazzamlıkta bir hızla, tamamen
şuurlu ve uyumlu Varlık olarak var olabilmek için her an biçim
değiştirmektedir. Bu nedenle, kişinin içindeki ve dünyadaki güçler her zaman
uyumlu ve kardeşlik içindedir ve asla birbirine düşman değillerdir. Duyular,
çalışır ve kendi nesnelerini ister, akıl, nesnel varoluşu düşünür, yaşam
bitmeyen nefesinde ısrar eder, aşk ve sevgi, nefret ve savaş vardır, ve tüm
sebebi Ebedi Varlık'ın Doğa'nın Bölünmez Çoğulluğu'nda kendini ifade
etmesindendir. Yaşam içsel-farkındalık ve Gerçek-deneyim'in dramatik
çabasıdır. Her bir olay bu amaç için meydana gelir. Görünüşteki her bir
çelişki Mutlak'ın kendi içindeki cömertliktir. Yaşam ruhun bir hatası ya da
ruhun çılgınlığı değildir. Samsara bir lanet değildir, benliğin
Mutlaklık'a doğru genişlemesi sürecidir. Varoluşun her bir faaliyeti, Mutlak
farkedilene dek, durumun daha iyiye gitmesidir. Mükemmellik durumu ne
Bölünmezlik'tir ne de Çoğulluk'tur, tersine Bölünmez Çoğulluk'tur. Yaşamdaki
çeşitli deneyimler tutarsızlık değil, tek Doğa'nın çoklu biçiminin, farklı
ego-merkezlerince deneyimin belli biçimine olan bağımlılıkları derecesinde
çeşitli olarak hissedilmeleridir. Doğa'nın bütününü kucaklamaya başladıkları
anda, çeşitlilik Mutlak'ın Özben'de-açığa çıkması olarak deneyimlenecektir.
Dünya bir hayal değildir, tersine Mutlak'ın bir biçimidir. Düşük biçimler,
deneyimin yüksek biçimlerine ulaşmak için adımlardır, (bu yüzden) hayaletler
olarak reddedilmemelidirler. Tüm biçimler, konuşmalar ve fiiller kendi
içinde Ebedi Plan'ın ifadeleridir. Kişi sadece, şuursuz planda birbirinin
zıddı gibi görünen ama aslında Mutlak'ın uyumlu ve mutlu oyunu olan
çalışmalarının anlamını "fark etmeli"dir. Hatta materyalizm bile
Mükemmeliyet yolunda bir adımdır. Çeşitli deneyimler Gerçek-Farkındalık'ını
başarmak için faaliyeti uyarır. Ölüm, daha iyi bir yaşamın başlangıcıdır.
Kötülük, iyiye yönelme durumunun başlangıç noktasıdır. Hiç bir şey kendi
başına bağımsız değildir. Herşey birbiriyle ilişki içindedir ve Ebedi
Bütün'ün biçimini birlikte örmüşlerdir. Herşey sadece Ebedi Şuur'un bir
parçasıdır.
Bu, görecelilik dünyasında bulunan bireye görünen olacaktır, çünkü
göreceli bireyin, Mutlak'ı göreceli terimlerle kavramasına yardımcı
olunamaz. Biz ne olduğumuz dışında hiç bir şeyi bilemeyiz. Herşey
değiştiğinden, değişimin kendisi Gerçeklik'in ayrı bir kategorisi olarak
sınıflandırılır. Kurallara bakılırsa, tamamen yanlış ya da hatalı, yalan ya
da kötü, ya da gerçeğin saf negatifinin herhangi bir türü diye bir şeyin
olmadığı, ama daha az gerçek veya daha üst gerçek olduğu, negatifin
"varoluş" olmadığı, ve bu nedenle nesnel olarak deneyimlendiğinde bazı
dereceleri varmış gibi görünebilse de, herşeyin tek pozitif bölünmez Gerçek
olmadığı doğrudur. Ama, yine de, hatırlanmalıdır ki, gerçekten
değişime uğrayan Gerçek'e sahip olmanın bir anlamı olamaz. Evrim, kesin bir
kategori değil, deneysel bir yorumdur.
Zihnin, Gerçeklik'in süreç olduğuna karar vermesi, temel olarak
kendisiyle-tezat olan olarak sunanla uzlaşmaya çalışmasının etki sürecidir.
Bu görüş bir kişinin bakış açısından ne kadar mantıklı görünürse görünsün,
sezgisel Upanişad'ların özsel teklifleri olarak mantıkla çelişen bir doktrin
olan, Ebedi Bütün'ün kendine ulaşmaya çalışan sürekli değişen bir süreç
olduğunu söylediği kabul edilemez. Bunlara göre, dünyanın biçimi esasen bir
görüntüdür ve Brahman dışında hiç bir şey yoktur. Biz zaten Ebedi
Varoluş'taki evrim olasılığını kendisiyle-çeliştiğinden reddettik. Evrim
değişimdir, ve değişim Varoluş'un fani doğasına bir iz bırakan bir şey
haline gelmektir. Ama Varoluş ebedidir. Mükemmelce gerçek olan hiç bir şeyin
değiştiği ya da evrim geçirdiği söylenemez. Brahman bu nedenle değişmez.
Eğer değişen, Brahman dışında bir şeyse, eşi olmayan Brahman'a biz bir eş
yaratmalıyızdır. Her durumda, değişim ve evrim nihai gerçekler olarak mümkün
değildir. Deneysel gerçekler kişinin yaşamında yer alabilirler, ama kişi
Varlık ya da Brahman'ın özsel doğasının mükemmel farkındalığına sahip olmak
istiyorsa, bunlara nihayetinde yalan olarak bakıp, aldırılmamalıdır. Tüm
fenomenin gerçek-dışılığı öğretisinin gerçek dışılığını ileri sürmek
kolaydır. Ama gerçek dışı varlığın şuuru gerçek dışı olamaz. Tüm inkardan
sonra, hatta bu inkarın inkarından sonra da, şuur yine de Mutlak olarak,
çıplak, özelliksiz saydamlık olarak değil, İlahi Mükemmelliyetin harika
Meskeni olarak kalır.
|