Swami
Krishnananda
The Divine Life Society (İlahi Yaşam Topluluğu) Genel Sekreteri
Sivananda Aşram, Rişikeş, Hindistan
3. BÖLÜM
ENTEGRE BİLGİYE OLAN İHTİYAÇ
Ruh'taki Birliğin Farkedilmesi
Kişi, ikiliğe yol açan herşeyin, hatta zihnin bile,
ötesine gitmeli ve fizikötesi sessizlikte dinlenmelidir. "Kişi, kelimeler
üzerinde çok fazla oynamamalıdır, çünkü sadece konuşmanın sıkıcılığıdır."
"Brahmana, O'nu bilince, öğrenmeyi bırakmalıdır, ve bir çocuk gibi ayakta ve
sessiz durmalıdır." Zihin egoizmin meskenidir ve en yüksek öğreti(si) sadece
Apara Vidyadır, doğa fenomeninin üstünde değildir. Tıpkı ayın
güneşinkinden ayrı bir ışığının olmaması gibi, zihnin de Özben'den bağımsız
olan kendi ışığı yoktur. Şuur, dikkat dağıtıcı zihin yoluyla dağılır ve bir
çoğulluk algılaması yaratır. "Diğer tüm kelimelerin gitmesine izin vererek,
sadece Ölümsüzlük'ün köprüsü olan O'na meditasyon yapılmalı ve O
bilinmelidir."
Ayrıca, algılamannın bir çok biçimini ciddi olarak almak,
birey tarafından hatalıdır. Gerçek içindeki bu biçimler, okyanustaki
köpükler gibi yüzerler. Bunlar, Gerçek'in okyanusundan ayrı olarak
varolamazlar. Chandokya Upanişad'da mükemmeleşmiş bir ruhun arzusunun, ne
ister istesin olduğu ile ile ilgili güzel bir açıklama vardır. "Ulaşmayı
arzu ettiği ne gibi bir uç, arzuladığı ne gibi bir arzu olursa olsun, sadece
isteği ile, bu olur. Buna sahip olunca, o (kişi) çok sevinir." (VII.2.10.)
Dünyanın isim ve biçimleri, içinde varolan tezahür etmiş ve etmemiş
bireylerin arzu-intibalarından yığılan etkilerdir. Tüm arzuların yok
edilmesi, İçsel-Farkındalık durumunda tüm biçimlerin yok olmasını
getirdiğinden, biçimler gerçek değildir, kollektif algılanan şuurun
arzu-güdülerine bağımlıdır. Yanılgı içindeki bireye ne kadar cazip görünürse
görünsün, yaşamın işiyle memnun olmak boşunadır. İnsanlığın acısının
Gerçek'in cehaletinde köklenmiştir, ve gerçek uygarlık, kültür ya da kişinin
daha iyiliği için yapılan her tip rönesans, insanların akılları,
çeşitliliğin girdabi çekimine yakalanmış ve herkese normal gelen
Gerçeklik'in cehaletinde bekletildiği sürece, dünyada daimi huzurun saltanat
sürmeyeceği gerçeğini gözden kaybedemez. Dans sadece fiziksel şuurun
hapisanesi içindeyse, ne sanat ne de bilimde, ne zihnin akıllılığında ne de
bilginin herhangi bir branşındaki beceride bir amaç yoktur. En üstün psişik
başarı bile, göreceliğin dizisinin dışında değildir ve psikloji, ruhsal
bilginin karşısında fiziksel bilim kadar iyidir. En güçlü başarı bile,
gerçeğe varamaz, ve Upanişad'lar Mutlak'ın tüm anlayışını atladığını ve
aklın ulaşamayınca ondan sırt çevirdiğini söylediğinde, insan zihninin
gururu utanır. İnsanoğlu, bencil bireyin kontrol altına almaya çalışmak için
sergilediği nafile çabayı alaya alan zihni bölgeyi bile araştırmamıştır.
Aldatılan ruh bedeninin ölümünden, sevdiğini düşündüğü şeyin ölümünden
korkar. Gerçek tatmini vaadetmeyen nesneleri sever. Dünyanın ne kadarı bunu
kavramada kurbanda bulunursa bulunsun, yüce Gerçek'i kavramayı amaçlayan,
gerçek kültürdür. Gerçek'in alemindeki her bir küçük kazanç, dünya
deneyimindeki bir kayıp -kayıp olarak alınsa bile- içerir. Uyanma deneyimi
elde edilecekse, rüya nesneleri gözden kaybolmalıdır. Bireyler sadece
metafiziksel değil aynı zamanda metapsişik olan Ebedi Gerçeklik'in temel
dayanağının şuurunda yaşamaya başladıkları an, zafer dolu yaşam dünyada
anlaşılacaktır. Upanişad herşeyin Atman'ı olan, Gerçek'in farkına varmadan
ayrılanlar için tüm dünyalarda bir özgürlük olmadığını, çok olduklarını,
acıklı olduklarını ve fani ülkelerde dolaştıklarını açıklar. Her bir gerçek
medeniyet, kendini kandırma amacında değilse, İçsel-Farkındalık için
kollarını sıvamalıdır. Ruhsal istekliler, genelde düşünüldüğü gibi genel
zeki insanlıktan ayrı kalmış acayip tipte bazı insanlar değildir. Diğer
yandan, onlar (bu kişiler) tüm insanlığın kremasıdır. Kişi bu veya şu
sınıftaki kişilerin değil de tüm evrenin İyiliği olan Ebedi İyinin
farkındalığını amaç edinmiyorsa, bu kişinin bir değeri yoktur. Herşey
kendini kesinlikle mükemmelleştirmesi için buradadır, çünkü insanlara zeka
bahşedilmiştir ve bu olmadan zekalarının hiç bir önemi yoktur. Mükemmellik,
Mutlak-Deneyimidir, Brahma-Anubhava'dır, Gerçeklik'in Şuuru'dur.
|