ANA SAYFA GÜNLÜK PROGRAM YOGA EĞİTMENLİĞİ YOGA TERAPİ YAYINEVİ YOGA TATİLLERİ DÜKKAN  İLETİŞİM

MUTLAK'IN FARKINA VARMAK

 

Swami Krishnananda
The Divine Life Society (İlahi Yaşam Topluluğu) Genel Sekreteri
Sivananda Aşram, Rişikeş, Hindistan

4. BÖLÜM
GERÇEKLİĞİN DOĞASI

Şuur ya da Zeka olarak Brahman

O halde, Mutlak Varoluş'un doğası nedir? İçimizdeki varlık, kendi varoluşumuzz bu sorunu çözmelidir. Varlığımız ve şuurumuz arasında bir ayrım yapamadığımızı fark ederiz. Gerçek olarak varolunduğunu düşünmek ve yine de şuurdan farklı olmak imkansız gibi gelir. Varolduğumuzu reddedemememiz gibi, biz şuuru da reddedemeyiz. Biz nesneleri ve şuurun durumlarını reddedebiliriz ama biz asla şuurun kendisini reddedemeyiz. Bunu yapma teşebbüslerimizin her birinde, bu kendi varoluşunu biz doğru dürüst düşünebilmeye başlamadan gösterir. Şuur en mutlak gerçeklerdendir, tüm deneyimin verisidir. Tüm uzaysal, zamansal ve nedensel sınırları aşar. Şuur asla sınırlı değildir, çünkü sınırlılık gerçeğinin şuurunun kendisi fizikötesi sınırsızlığın kanıtıdır.

Bu evrensel şuur, bireysel ego-şuuru ile karıştırılmamalıdır. Tersine, bu Saf Farkındalıktır. Ego-şuuru belli bir tarzda bir gelişim gerektirir, ve bu yüzden bu bir şey haline gelme halidir ve tamlık halindeki varlık değildir.

Gerçeklik anlamında Şuur, kendi dışında bir şeyin bir nesne olarak varolması gerektiğini ima etmez. Bu sadece, şuurun bir nesneye ihtiyacı olduğu deneysel bir biliştir. En üstün durumda, varoluş ve varoluşun içeriği bir ve aynıdır. Mutlak kendini, herhangi bir bilme süreci olmadan bilir. Şuur mutlak Zekadır, sınırsız Kendiliğinden-parlayandır. Tüm uyanma, hayal, derin uyku, bayılma, vb. durumlarında Özben her zaman Şuurun zorunlu ve tartışılmaz aciliyeti olarak, tüm durumların tanığı olarak kalır. Etkilenmez ve değiştirilmez olarak, kendi saflığı içinde tüm deneyim durumlarının ebedi ilkesi olarak kalır. Nihai Deneyim, Ebedi Şuur ile özdeştir, bireysel şuurla özdeş değildir. Gerçek kişilik dışıdır ve birey kişiseldir.

"Brahman Şuurdur."--Ait. Up. III.3.

"Bu Purusha Kendiliğinden-parlayandır."-- Brih. Up. IV.3.9, 14.

"Sadece Özben onun ışığıdır." --Brih. Up. IV. 3.6.

"Kişinin sadece onun aracılığıyla herşeyin şuuruna vardığı şeyin nasıl şuuruna varılır? Kişi, Bileni hangi yolla bilebilir?" --Brih. Up. II.4.14.

Bilgi Gerçeklik'in bir özelliği değil, kendisidir. Bu Varoluşun Özüdür. Böylece, bu Gerçeklik bilginin bir nesnesi olarak bilinebilir. Bu, kendini tüm düşünce ve fiillerdeki birincil ilke olarak tezahür ettirir. "Senin Prana'nla nefes alan, tüm şeylerde olan senin Özben'indir. Apana'nla nefes veren, Vyana'nla aşağı yukarı nefes alıp veren, Udana'nla nefesi yükselten, herşeyin içinde olan senin Özbenindir." Yajnavalkya Gerçeği görenin kesinliği ile "Görüleni Gören'i göremezsin. Duyulanı Duyan'ı duyamazsın. Düşünmeyi Düşüneni düşünemezsin, anlayışın Anlayanını anlayamazsın. Bu herşeyin içinde olan senin Özben'indir." Bilen nesne Özben'in varlığının özüdür, ve böylece bilginin nesnesi değildir. Tıpkı kişinin kendi omuzlarına tırmanamaması gibi Şuur, Şuurun şuurunda olamaz. Ebedi şuurun kendisi Varlık'tır.

Ey Gargi, gerçekte, sadece Yok olmaz olan görür, ama o görülemez; duyar ama duyulamaz; düşünür ama düşünülemez; anlar ama anlaşılamaz. O'nun dışında bir başka Gören yoktur, O'nun dışında bir başka Duyan yoktur, O'nun dışında bir başka Düşünen yoktur, O'nun dışında bir başka Anlayan yoktur. Bu Yok olmaz olanda, ey Gargi, uzay örülmüştür, çarpılmıştır ve havlamıştır." (Brih. Up. III.8.11.) Ayrıca, okyanusun tüm suların merkezi olduğu, Atman'ın göz olarak tüm biçimlerin merkezi olduğu, tüm seslerin kulağı olduğu, tüm kokuların burnu olduğ vs. anlatılır. Bu Özben-şuurunun merkezi işlevi göz, kulak, vs. olarak farklı bilişleriyle ilişkili olarak çeşitli şekillerde isimlendirilmiştir. Göz uzaya yönlendiğinde, gözde parlayan Gerçeklik'in Şuurudur, göz sadece ikincil bir hissiz araçtır. Benzer şekilde, diğer duyu-fonksiyonlarının durumunda da bu böyledir. Hatta düşünme ve anlayış bile, hissiz psikolojik organların içinde Gerçek-Şuur'un yansımasının isimleridir. Konuşma ve akıl ona ulaşamadan şaşırarak dönerler. Akıl yoluyla parlayan ve buradaki neşeyi ve zevki algılayan Atman'dır. Şuur'un yoğunluğu içsel kavrayış araçlarının yansıtma kapasitesine oranla hissedilir. Tüm bilgi Kendiliğinden-varolan Gerçeklik-Şuuru'nun yansımasıdır, Brahman-Zekasının bir gölgesidir. Öğrenmenin mümkün olan tüm branşlarının ve bilinen tüm sanatların Usta dahisi bile, gerçek bilginin sadece özrü olan zihin yoluyla yansıyan mutlak Bilgi-Kütlesinin benzerliğine sahip olabilir. En büyük şairin en iyi ilhamı bile sadece Brahman-Bilgisinin bir yansımasıdır. Ne dünyada ne de cennette Mutlak'ın Zeka'sına eş olabilecek bir zeka yoktur, çünkü tüm farklılaştırılmış varlıklar sadece kısmi zekaya sahiptir ve Bütün'den ayrı olarak bireyler olarak kaldıkları sürece de Brahman-Şuuru'nu asla deneyimleyemezler. Akıl, zihin ve duyular bu nedenle zeki değildir; Brahman Zeka'dır ve ışıkların Işığı'dır, Jyotisham Jyotih.

Bu bilgisi olan Özne yakalanamaz, yok edilemez, bağımlı değildir, bağlı değildir, değişmez, etkilenmez. Nesnel olan herşeye, ışığın karanlığa set çekmesi gibi karşı koyar. Nesnel şuurla ilgilenenlerin onu kavramasını atlatır. Tüm dünya nesnel olarak meşguldür, ve u yüzden Brahman bu dünya için bilinmezdir. Biz hem uyanma hem de hayal şuurunda daima Özben dışında birşeylerin olduğunun şuurundayızdır. Sadece derin uykuda pratik olarak Mutlak ile bir haline geliriz. Ama cehaletin mevcudiyeti, tezahür etmemiş durumda varolan potansiyel nesnel güçlerin haznesi bizim Brahman deneyimine sahip olmamızı engeller. Tezahür etmemiş uyuşuk durum Gerçeklik değildir. Gerçeklik dinamik Şuurdur; yine de bu en yüksek sakinliktir. Bu, hayal edilemez dördüncü durumdur, ve diğer üç durumu içerir ve aşar. Gerçek görmez ve hiç bir şeyi bilmez; O kendini görür ve bilir; "Gören ve Bilen O'nun görme ve bilmesinde hiç bir kesinti yoktur, çünkü o Yok-edilmezdir, --Onun göreceği ve bileceği bir eşi yoktur ve ondan ayrı bir şey yoktur." "Bir parça tuzun belirgin bir içi ve dışının olmaması ve içi boyunca tamamen tadın özünü içermesi gibi, gerçekte bu Özbe'in de içi ve dışı yoktur ve içi boyunca tamamen Şuur kütlesini içerir." (Brih. Up.,IV.5.13). "Bir parça tuz suya atıldığında suyun içinde erimesi ve elle tutulacak bir şeyin kalmaması gibi, ama kişi (sudaki) nereyi alırsa, sadece tuz tadını alması gibi, bu da Yüce Varlık, Sonsuz, Sınırsız, sadece bir Şuur kütlesidir." (Brih. Up. II.4.12.). Bu, Bilgelik Okyanusu ve Birlikteki Işıktır. "Parlayan bir güneş, bir ay, yıldızlar, şimşek, ateş yoktur; ondan parlayan tek ışıktır, diğer herşey ışığı ödünç alır; tüm dünya ihtişamlı parlaklıkta aydınlanır." (Katha Up.V.15.) Bu Şuur'a sahip olan kişi, ebedi günışığında yaşar, onun için her zaman gündüzdür. Onun için güneş batmaz. Atman, dünyaları birleştiren bir köprü ile karşılşatırılır. "Bu köprüyü geçince, kişi kör ise, artık kör halinde değildir; kişi yaralıysa, artık yaralı değildir; kişi hastalıklıysa, artık hastalıklı değildir. Bu köprüyü geçince, gece bile parlak bir gün gibi görünür, çünkü Brahman Durumu ebedi olarak aydınlanmıştır." (Chh.Up.VIII.4.2.)

Maitrayani Upanişad'da karanlığı delip geçince, kişinin bir ateş çemberi gibi parlayan O'na, gözkamaştırıcı güneş gibi olan, herşeye gücü yeten, güneş ve ayda parlayan, ateşte ve şimşekte parlayan Brahman'a ulaştığını--ve onu görünce, kişinin Ölümsüz olduğunu söyleyen bir ifade vardır. (VI.24.). Bu Gerçek mutlak bilinen Özne'dir ve böylece "Bu, tapınılacak bir nesne olamaz." (Kena Up, I.4.). Duyularla birlikte bilginin içsel mekanizması, Brahman-Şuuru olan nesne aracılığıyla parlayan uyuşuk nesnedir. "Bu kalp ve aklın olduğu herşey, şuur, efendilik, ayrım, zeka, bilgelik, algılama, şaşmaz değişmezlik, düşünce, düşüncenin kontrolü, umutsuzluk, hafıza, irade, kararlılık, yaşam, arzu, bağımlılık,--tüm bunlar sadece Saf Şuur'un cazibeleridir. Tüm bunlar Şuur tarafından gösterilir, Şuur içinde öğütülür; dünyanın rehber olarak Şuur vardır. Şuur Temel'dir. Şuur Brahman'dır." Ait.Up. III.'.,3.) "Kim, "Ben Mutlak'ım"ı bilirse, bunların Tüm'ü olur." (Brih.Up.I.4.10.). O, en yoğun bilginin sonsuzluğudur. O, kendini Kendisiyle-Özdeş olarak bilir. "O'nu bilen hiç kimse yoktur. O, Büyük İlksel Varlık'tır." (Svet. Up. III.19.). Bu, Varoluş'un özünü oluşturan üstün Farkındalıktır. Bu, düşünce olmayan Şuur'dur. Bu, "Param Vijnanat", "ilişkisel bilgiden üstün"dür.

Tüm şuur modları tarafından da farz edildiği gibi, Özben dışsal durum ya da nesnelerin şuur biçimleriyle işleyen Saf Şuurdur. İnsan şuuru nesnellikle nitelendirilir. Bu, basit katışıksız şuurdan çok daha fazla bir biliş ya da algılayıştır. Biliş ve algılayışlar akıl ve duyular aracılığyla bilmedir. Sıradan şuurun uyanma durumunda, farklı duyular farklı bilgi biçimleri alırlar, ve bir duyunun bilgisi bir diğerine göre bayağı farklı ve ilişkisizdir. Örneğin, sadece göz biçimleri algılar ve sadece kulak sesleri duyar. Bilgiler, farklı duyulara göre değişir. Ama, bu duyu bilgileri tamamen bir birbirlerinden kesilmiş olsa bile, bu duyu bilgilerini deneyimleyen kişi için bunlar bir ve aynı şeylerdir. Kişi, bu birbirleri ile bir ilişkisi olmayan bu duyu-algılamalarının sentezcisidir. Aynı kişi biçimleri, sesleri, dokunuşları, tatları, kokuları, vb. Deneyimler ve "Ben görenim, duyanım," vs. diye düşünür, ama duyanın görenden farklı olduğunu hissetmez. Nihai bilen, bu yüzden, şuurun mutlak olarak bölünmez bütünü olmalıdır. Bilenin oluşturucu özü içinde en ufak bir fark olsaydı, yani eğer bilen parçalardan oluşmuş olsaydı, sentezlenmiş tam bilgi asla olamazdı. Bilenin içinde bir bölünme varsa, bir parça ile oradaki bir diğeri arasındaki ilişki nedir? Eğer bir parça diğerinden farklıysa, bir parça ile diğeri arasında var olan nedir? Bilgi kendi içindeki aralığı kabul etmediğinden; bilgi, uzay fikri ve zaman ve nedensellik zannını gerektirdiğinden, bu soru cevaplanamaz. Bileni ya da şuuru oluşturan parçalar bilenden farklı bir şey değillerse, o halde, bilen parçalardan oluşmamıştır, tersine kendisiyle kesinlikle özdeş olan bölünmez şuur olarak varolur. Bilenin doğası bilgi olmalıdır. Eğer değilse, bilenin doğası nedir? En temel deneyim, saf ve basit, kendi kendisiyle çelişkili bölümleri olmayan ve düşünce dalgalanmaları olmayan şuur ya da farkındalıktır. Kimse, yaşam içindeki tüm deneyimlerin nihai temeli olan şuura denk olan ya da bundan büyük olan bir şeyi deneyimleyemez.

Akıl duyuların yardımı olmadan bilemeiği halde ve koordinasyon, derleme ve duyu-algılarının düzenli sentezini yaptığı halde, duyu-algılarını bilen akıl da olamaz. Düşünceler farklı yer, zaman ve durumlarda farklılık gösterir. Bu nedenle, zihinsel bilişlerinin bile başka bir sentez aracısı olmalıdır. Yoksa, kişi farklı düşünce çeşitlerini deneyimleyen aynı birey olduğunu bilemez. Hafıza bile, birbiri ile ilişkisi olmatan şuuru aşan düşünceler için mümkün olmazdı. Zihinsel bilişler ve duyusal algılamalar doğaları gereği heterojendir. Bu yüzden, kendisiyle-özdeş, tamamen ansal ve direkt şuurun birleşmiş tamlığının deneyimi ve gerçekleşme olanağı, gerçek Özben’in özünde Saf Şuur olduğunu, akıl ve duyuların tiksindirici faaliyetlerinden etkilenmeyen (Saf Şuur) olduğunu gösterir. Özben’i Bilen’in özsel doğası fizik ötesi şuur olmalıdır, çünkü derin uyku durumunda, beden, yaşam akımları, duyular, akıl, zihin, ego, zihin altı ve bireyi oluşturan herşeyin geçici olarak durduğu ve varoluş olarak geçerliliklerini inkar etikleri zaman, daha önce birlikte uyuduğu kişi ile uyanan kişiyle büyük bir kesinlikle özdeşleştiren aşağıdaki deney ile ispatlanarak, kişinin yine de varolduğu görülür. Özsel kişinin, Özbenin, derin uyku durumundaki varoluşu, hiçbirşeyin farkındalıklarından biridir; hiçbir şeyliğin hiç bir değeri yokmuş gibi, katkısız farkındalık anlamında olan hiç bir şeylikle birlikte olan bir farkındalıktır. Ayrıca, Özben deneyiminin varoluşu, kişinin derin uykudaki varoluşunu takip eden anısıyı teyit eder. Bir önceki deneyim olmadan anının mümkün olmaması gibi, ve şuur olmadan deneyimin mümkün olmaması gibi, Bizler Özben’in derin uykuda katkısız Şuur olarak varolduğu sonucuna gelmeliyiz. Bu Şuur uyanma durumunda değişen akıl ve duyuların değişmez temeli olarak varolur. Uyku durumunda ise zihinsel işleyişlerin sentezcisi olarak varolur. Uyanma ve uyku durumlarındaki neslelerin biri diğerinden farklıdır, ama nesnelerin şuuru bir ve aynıdır; bu nesnelerle ilişkide farklılaşmaz. Uyanma ve uyku durumlarındaki tek fark birinci deneyimin duyuların yardımını alarak aklın işleyişindeki etki olması, ikincisinin ise sadece aklın işleyişinin bir etkisi olmasıdır. Ama, yine de, şuur hem uyanma hem de uyku durumunda aynıdır. Şuur’un derin uyku durumunda da varolduğunun ispat edildiğinden, bu tek Şuur’un kendisinde en ufak bir değişiklik göstermeden, deneyimin tüm durumlarında, kendi varoluşu için bir geçmiş ve gelecek olmadan dayanacağı bellidir. Nesneler ve zihinsel durumlarda olduğunun aksine, bu, başka şuurdan farklı değildir, kendisinden de ara sıra, orada ve burada, bu veya şu durumda farklı değildir. Şuur her zaman birdir ve her zaman eşsizdir. Zihinsel durumlar iki ya da daha çok olabildikleri halde, bizler iki şuuru hayal edemeyiz. Bu yüzden şuur ebedidir. Metafiziksel olarak, ebedi olan herşey sonsuz ve kısıtsız olmalıdır. Sınırlar da Şuur tarafından bilindiğinden, Şuur sınırlılığı aşar. Özben Mutlak Şuur’dur, Brahman ya da Bhuma’dır. Genel olarak derin uykuda deneyimlenen cehalet gerçek varoluş olamaz, çünkü bu gerçekten varolsaydı, bu şuurun ebedi muhalifi olurdu, ve şuur boylece sınırlı olurdu ve yok olurdu. Cehaletin varlığının mantıksızlığı ve imkansızlığı bunun değerini ortadan kaldırır ve sadece Mutlak’ın varlığını çıplak, niteliksiz saydamlık olmayan, tersine tüm nesneler evreninin kapsamı olan Şuur olarak kurar. Herkes Özben’i ya da kendi temel varlığı olarak cehaleti değil, şuuru deneyimler. Özben bu nedenle, şuurun cehalet olmaması anlamında, cehaletten farklıdır, ama bu Özben’in kendi de varoluş olan nesnel bir cehaletin bir tanığı olduğu anlamına da gelmez. Özben ne ölür, ne de doğar, ne de bir değişim gösterir. Eğer (Özben’in) bu değişiklikleri olsaydı, bunun bir diğer şuur tarafından deneyimlenebilir olması gerekirdi ki bu iddia sonsuz bir gerilemeye götürür. Nihai deneyimleyen Şuur Özben’dir. Bu Mutlak Özben kendinden ışıyandır, ikilikçi değildir, bağımsızdır, Şuur’dur, tek Varlık’tır.

   
GÜNLÜK PROGRAM
  • PROGRAM AKIŞI
  • ÜCRETLER
  • İNDİRİMLER
YOGA EĞİTMENLİĞİ
  • GENEL BİLGİLER
  • PROGRAM İÇERİĞİ
  • SIK SORULAN SORULAR
YOGA TERAPİ
  • GENEL BİLGİLER
  • HANGİ HASTALIKLAR
YOGA TATİLİ
  • GENEL BİLGİLER
    GİDERKEN ALINMASI GEREKENLER
MASAJ TERAPİLERİ
  • GENEL BİLGİLER
    ÜCRETLER
DÜKKAN
  • ÜRÜN KATALOGLARI
    FİYAT BİLGİLERİ
İLETİŞİM
 

Yoga Bharati San Francisco - Yoga Bharati Los Angeles - Yoga Bharati San Diego - Yoga Bharati Detroit -

Yoga Bharati Seattle - Yoga Bharati Atlanta - Yoga Bharati Calgary/Kanada

Vivekananda Yoga Üniversitesi Bangalore/Hindistan
 

 

İstanbul Yoga Merkezi

Caddebostan Mah. Bağdat Caddesi Kantarcı Rıza Sokak Köseoğlu Apartmanı No: 5 D: 3 Erenköy / İstanbul
Tel: 216. 368 8482 - 532. 357 3858

Copyright 2010

Logo tasarım: Rek ajans (T: 212. 325 37 02)