ANA SAYFA GÜNLÜK PROGRAM YOGA EĞİTMENLİĞİ YOGA TERAPİ YAYINEVİ YOGA TATİLLERİ DÜKKAN  İLETİŞİM

MUTLAK'IN FARKINA VARMAK

 

Swami Krishnananda
The Divine Life Society (İlahi Yaşam Topluluğu) Genel Sekreteri
Sivananda Aşram, Rişikeş, Hindistan

4. BÖLÜM
GERÇEKLİĞİN DOĞASI

Tanrı ya da İşvara olarak Brahman (devam...)

Mutlak’ın kazara meydana gelen özellikleri olan Tatastha-lakshana’lar, tezahür etmiş evrenle ilişki içinde varoluşu olanın Ishvara gibi görünmesini sağlarlar. “Güneş O’nda doğar ve yine O’nda batar.” “Cennetlerin parlayan bölgesi O’nun başıdır, güneş ve ay O’nun gözleridir, uzayın meskeni O’nun kulaklarıdır, bilgi ile dolu Veda’lar O’nun sözleridir, hava O’nun hayati enerjisidir, evren O’nun kalbidir, toprak O’nun ayaklarıdır, --Bu, tüm varlıkların içindeki Özben’dir.” (Mund. Up.II.1.4.) Bizim bilebildiğimiz tüm gerçeklik bu Özben ile sınırlıdır. Biz, bir şeyleri sever ve onlara sahip oluruz, konuşuruz, hareket ederiz ve düşünürüz çünkü biz sevilen, sahip olunan, konuşulan, yapılan ve düşünülen Özben’iz. Dünya, herşeyin Yüce Özben’i olan Şuur’umuzda yaşar. Özben’imiz dışındaki herşey hiç bir şeydir; Özben “Vaishvanara” yani herşeyin Tanrısıdır,  ve her şey vardır çünkü O vardır. Özben’imiz ve O’nun Özben’i birdir; bizim dışımızda olan ne varsa, bu aynı zamanda içimizdedir de:

“Gerçekte, dışsal uzayın büyüklüğü kadar, kalp içindeki uzay da o kadar büyüktür; içinde hem cenneti hem de dünyayı içerir, ateşi ve havayı, güneşi ve ayı, şimşeği ve yıldızları, burada ne varsa, ve burada ne yoksa, --herşey onun içindedir.” --Chh. Up., VIII. 1. 3.

Bunda dünyadaki insana korku veren bir ilan yapılmıştır; birey ve kozmos, ruh ve Tanrı birdir! “Sen O’sun, Ey Svetaketu!” Bu, kabul edilmesi kolay bir şey değildir, ama sadece bu doğru olabilir. Sadece bu yaşamdaki tüm çelişkileri ortadan kaldırır, sadece bu gerçek değişmeden durur. “Puruşa var olandır ve var olmayandır.” “Tüm varlıklar içine nüfuz eden, ve tüm varlıklardan farklı olan, tüm varlıkların bilmediği, bedeni tüm varlıklar olan, tüm varlıkları içeriden kontrol eden –Bu senin Özben’indir, İçsel Hükümdar’dır, Ölümsüz’dür.” (Brih. Up., III. 7. 15). “Kalp içindeki boşlukta herşeyin Hükümdar’ı, herşeyin Rabbi, herşeyin Kral’ı yatar...  O, tüm varlıkların En Büyük Rabbidir, tüm varlıkların Kral’ıdır, tüm varlıkların Koruyucusu’dur.” (Brih. Up., IV. 4. 22). "Etad vai tat, --Bu, doğrusu O’dur.”  

Yüce Rab, güçlerin Gücü’dür. “Yüce’nin iradesi dışında, Agni* bir çubuk parçasını bile yakamaz; Vayu* bir çubuk parçasını bile uçuramaz.” (Kena Up.III). Tüm varlıklar, hatta tanrılar bile, hatta en büyük güçler bile, bu Yüce’nin korkusu ile doğru dürüst kendi işlevlerini yerine getirirler. Yüce Rab oluşturabilir ya da çözebilir ya da tek bir an diliminin küçük parıltısında tüm evreni başka türlü oluşturabilir! O, ayrıca Bilgi’nin bağsız okyanusudur. Tanrılar bile O’nu göremezler. Günah çıkarma ya da kurban ile bile, O görülemez. Bu Atman sadece kurslarla, entellektüel olarak ya da uzun süreli (bu öğretileri) duyma ile  anlaşılamaz; O sadece O’nun (doğasını ortaya çıkarması için) seçtiği kişilerce bilinebilir.” (katha Up. I.2.23.) Bu, Tanrı’nın diğerlerinin hislerine ve kederlerine aldırış etmeden, istediği gibi davranan bir otokratik despot olduğu anlamına gelmez. Tanrı kendisini arayan herkesi seçer ve kimseyi dışlamaz; O hatta kendisini bilmeyenlere bile yardım eder! Bir hain ya da kast dışı bile O’nun uzmanlığı ile O’na ulaşır. Tanrı bir şefkat okyanusudur. O, en adil Hükümdar’dır, herşeyin en sevilen Ebeveyni’dir. “O’nun seçtiği” koşulu, kendini-kurban ve kendini-inkar etmeme ve –bireyi kendi kendini kandırmaya ve aşırı gurura yönelten irfan vs gibi egoistik girişimlerine karşı - kendinin İlahi Güç ile akmasının yüce faktörünü yüceltir. Pasaj aynı zamanda kişinin ulaşmaya çalıştığı ile ulaşılabilir, yani Arayan’ın kendisi Aranan Yüce Nesne’dir. Özne ve nesne Gerçekte birdir. Hiç bir ayrı bağımsızlık bunun etkisi olarak iyilikle öne sürülmemelidir. Bizler ayrıca farklı ilahlara kurbanlar** sunduğumuzda bile, Tek Puruşa’nın saf varoluşunun şuuruna sahip olmada uyarılırız. Veda’lardaki çok sayıdaki tanrılar, bilen ama insan üstü güçleri pohpohlayan gelişmemiş pangeristlerin (öven kişilerin) çocuksu hayal güçleri değildir. Bunlar görenlerin esrik neşenin taşkınlığı sırasındaki evrensel biçimde saadet dolu Kendini ortaya çıkaran Yüce Puruşa’ya ait vizyonlardır. Vedik görenlere göre, dünya Tanrı’nın zenginliğinin bereketinin güzelleştirilmiş akışı olarak görülür. Bu Yüce Bir ruhsal aşkın Nesnesidir. Her şeyin ona ulaşmak için bir özsel bir özlemi vardır. “ Buna, Yüce Özlem, --Sevgi—denir, o o kadar hayran olunmalıdır, ve bunu bilen kişi, tüm varlıkları sever ve özler.” (Kena Up.IV.6.) Bu Yüce Varlık’ın sadece aşkın dileği ile, tüm evren sistematik olarak yayılır, adil olarak korunur ve kökleri ve dalları yok edilir. Işvara evren boyunca çalışan Mutlak Brahman’dır.

Bu üç yön tek bir varlık, Özben olsalar da, tüm isimler, tüm biçimler ve tüm fiiller üzerine konmuş gibi görünen Gerçeklik Doğası’dır. (Brih. Up. I.6.) Upanişad’lar İşvara ve Brahman arasında çok fazla pratik bir fark yapmazlar, ve “Brahman’ın hem Biçimli hem de Biçimsizdir” (Brih. Up. II.3.1.) görüşünü tutarlar. Hem fenomenel hem de mutlak bakış açılarını dile getirirler.

Işvara’nın varlığının kanıtları gerçekte Brahman’ın varlığının kanıtları haline gelir. Aslında, Brahman’dan farklı olan bir İşvara’nın varlığı için kesin bir  mantıksal kanıt olamaz. Biz ne zaman İşvara’nın Brahman’dan ayrı olduğuna dair bir şeyi kabul edersek, biz ne İşvara ne de Brahman olmayan bir gerçekliği öne sürerirz. Kendisi ile her zaman tutarlı olan Mutlak Saf Varoluş’u sınırlayan hiç bir dışsal ilkeye izin vermez. İşvara yaratıcı irade ile tanımlanmış Brahman’dır. Brahman yüce kişi (Puruşa-Vidha) olarak görünür, ve bu hale gelmede en azından geçici olarak, olan sona erer gibi görünür. Brahman’ın bu tip bir kavramı, Brahman’ın gerçeklik tabiatına aykırı olacaktır. Bu Brahman’ın her yönden Işvara haline gelmesi bir gerçek değildir, ve bu bir gerçek olsaydı, Mutlak Gerçeklik’in varoluşunu onaylayan felsefenin tamamı kendisiyle çelişirdi ve absürd hale gelirdi. Brahman’ın başka bir biçime geçirmek, Brahman’ı inkar etmektir. Bir önceki dünya-döngüsündeki potansiyellerle kararlaştırılmış tezahür eden dünyanın doğasından sorumlu Işvara’nın yarattığı bireyleri içeren teori, İşvara’yı bir zaman yaratığı yapar, kadir-i mutlaklıktan ve özgürlükten yoksun bırakır ve İşvara ile –bireylerin gerçek çokluğuna ek olarak yaradılıştaki potansiyellik olarak adlandırılan- maddesel herşey arasında bir ebedi ikilik yaratır. İşvara’ya bu tip suni bakış, bireyin zorluklarını açıklamada ve İşvara’nın gerçekten kendisi olarak kavramanın İmkanlı olmamasını açıklamada pratik bir araç olarak geçerlidir.

Bu yaradılış bakışı, son derece küstahça çoğul gerçekliği ileri süren –ve bu ileri sürdüğünün temsil ettiği tüm zorluklara kör olan- Sankhya’nın pişmanlık verici bir yankısıdır. Ebedi çoğulluk ya da ikilikçilik (dualite) Gerçeklik’in mutlaklığı ile tezat düşer, çünkü bu Gerçeklik’i tamamen inkar etmekle eşdeğerdir. Eğer İşvara’nın yaradılışla direkt olarak ilişki içinde olmadığı, tersine sadece özgür olmayan bireylerdeki uyuyan güçten dolayı gerekli olan dünyanın tezahüründe yardımcı olduğu söylenirse, şöyle bir soru akla gelir : Bireyleri kim yarattı? Bireylerin sadece İşvara’nın kendisinin olmayı hayal ettiği biçim olduğu söylenir. Eğer İşvara her şeye gücü yetense, o zaman her an böyle hayal etmekten vazgeçebilir. Eğer dünya-döngüsünden sonra her seferinde bir yaradılışa neden olmalı ve bir saat gibi çalışmalıysa, İşvara sadece bir makine olabilir ve düşünce ve fiil özgürlüğüne sahip değilmiş gibi görünür. Daha da ötesi, çerçevesini Kendi çizdiği kurallarla sıkı sıkıya uyumlu bir şekilde çalışırmış gibi görünür! Bir döngünün sonunda, evrenin çözülmesi durumu İşvara’nın deneyimine dayanıyorsa, artık O bir İşvara, bir Rab değil. Diğer yandan, eğer O bunu gönüllü olarak yapıyorsa, tüm döngüler boyunca sanki bağlı bulunduğu (zorunlu) göreviymiş gibi yaradılışa devam etmesine gerek yoktur. Özgürlük ve görev duygusu zıt iki kutuptur. İşvara’nın yaradılışla hiç bir ilgisi yoksa ve sadece bireyler bir şekilde, Mutlak’la olan bir çeşit ilişki ile, kendilerini bağlama ve özgürlüğe kavuşmaya neden oluyorsa, Brahman’dan farklı bir İşvara konumlandırmaya gerek yoktur. Ayrıca, özgürleşmiş ruhların, evrensel döngünün sonunda İşvara’nın çözülmesine dek, İşvara durumunda bekleyeceği görüşü sadece İşvara’nın kendisinin evrenin yaradılış, koruma ve yıkım süreciyle kontrol edildiğini ve kendi iradesiyle bunu durdurma özgürlüğüne sahip olmadığını gösterir. Dünya-süreci sadece İşvara’nın idmanıysa, bir görev bir idman olamayacağından bu bir katı rutin haline gelemez. Bizler İşvara’nın dünya-tezahür sisteminin sürecine vs. katlandığını söyleyemeyiz, çünkü tezahür ve tüm bunlar zaman içinde birbiri ile bağlıdır ve İşvara’nın zamanın bile koşulu olarak bakılır. İşvara’nın yaradılışı ile ilgili teori bireylerin yaradılışı teorisinden bağımsızdır, ikincisinin zincirlerin sebebi olması, evrensel olarak varolan özelliksiz bağımsız nesnelerin göreceli değerinin zorla kabulü ikna edici değildir. Bu teori, aklın tüm arzu ve izlenimlerden arındırılmış olduğunda bir şeyi bilebildiği ya da düşünebildiği fikrine tutunur. Düşünme, bir dilek ya da iradenin hareketi ile aynı olan aktif bir süreçtir, sadece bunun yokluğunda, kavrama süreci hareketinin ötesinde olan saf denge durumu ve uyum olabilir. Bireydeki bilginin her biçimi bir süreçtir, ve bir değere sadece bir süreç verebilen tüm hareketlerden bağımsız olan saf denge bir süreç olamaz. Bireyin yaradılışı olarak adlandırılan şey sadece dışsal bir ilişkidir. Kendi varoluşuna bir nokta koyduğu anda, yani akıl yoluyla dışsal ilişkiye bir nokta koyduğu anda, birey için varolma ya da dışsal bir şeyi bilme mümkün değildir. Birey fonksiyonel organları yoluyla yaptığı dışında bir şey değildir, ve hiç bir şey yapmadığında, yani yaradılışı bittiğinde, o kendisi değildir, çünkü birey yaradılan herşeyin olduğu gibi, sadece görecelilik kütlesidir ya da zeki olmayan ilişkidir. Fonksiyonel organların da fonksiyonlarından, içinden çıkılmayacak bir biçimde bulaşmış oldukları ilişkilerden bağımsız oldukları söylenemez, ve bu fonksiyonlar da bittiğinde, araçlar da biter. Birey bağımsız olarak varolan bir şey değildir. Bu sadece bir ilişki kümesine verilen bir isimdir. İlişkilerden el etek çekildiğinde, birey saf Varlık’ta çözülür. Ishvara’nın yaradışı evrendeki farklı bireyler adına açıklanamaz, çünkü bireylerin varoluşu mantıksal olarak ispat edilemez. Ishvara, evren ve içindekilerden ötürü olduğu şeydir, ve eğer ikincisi (evren ve içindekiler) ispat edilmezse, tamamen savunulamaz keyfi bir argüman olarak Ishvara’nın saf nesnellik ya da hiçlik olduğu söylenip, ikinci bir nesne kendisi için bilinmez olsa bile (dualite olmasa bile), onun mutlak birey olarak varolduğu söylenmediği sürece, Ishvara da ispat edilemez. Ishwara’nın nasıl her yerde varolmasına yine de Brahman’dan farklı olmasına hayret edilir. Brahman’da ayırt edici bir ilke varsa, ne Brahman ne de Ishwara her yerde varolan olamaz. Birini diğerinden ayıran hiç bir şey yoksa, sadece Brahman vardır ve Ishvara gibi bir diğer Kişi yoktur. Ishvara göreceli evrenin bakış açısından bakıldığında, Brahman’ın başka bir adıdır.

Ayrıca, Ishvara’nın kendisini böldüğü ve bir çok Jiva olduğu da söylenir. Ishvara bunu özünde olan özellikleri kaybetmeden nasıl yapabilir? Ishvara, bir bireyin diğerinden farkını bilmeden, nasıl bir çok bireyi kavrayabilir? Birini diğerinden ayırt etmeden, çokluk farkındalığı nasıl olabilir? Ishvara’nın ayrım fikri yoksa, türlü türlü dünyayı yarattığını nasıl takip eder? Ayrım fikri sadece göreceli bireye aitse ve Ishvara’ya ait değilse, ve eğer yaradılış ayrım fikri olmadan mümkün değilse, bu demektir ki, Ishvara hiç bir şeyi yaratmadı ve bu nedenle de yaradılış yoktur.

Ishvara’nın bir şekilde Brahman’dan farklı bir gerçeklik olarak varlığının ispatındaki tüm bu zorluklarortaya çıkarlar, çünkü birey kendi değerlerini evrensel gerçekliğe doğru değiştirmeye çalışır. Birey varolduğu sürece, gerekli bir karşılık olduğundan, bir Ishvara da varsayılmalıdır. Bireylerin varolduğu ya da dünyanın varolduğuna ama Ishvara’nın varolmadığı fikrine tutunmakta bir anlam yoktur. Bir sonuç varsa, bir neden de vardır. Neden sadece sonuç inkar edilirse, inkar edilebilir. Ishwara bireylerin deneyimlerinin içinde saklı olan anlamın gerekli nesnel sunumudur. Dünyanın ve bireylerin kabulunde, Yüce Yaratıcı’nın varlığı da ima edilir. Tanrı yoksa, dünya da olamaz. Bireyin sınırlı zekası Ishvara’nın onu yönetmesi temeline dayanmadan, evrenin anlamını anlayamaz. Ishvara ve Jiva metal bir paranın iki yüzü gibidir. Her ikisinin de iki taraflı bir ilişkisi vardır. Biri inkar edildiğinde, diğeri de otomatik olarak inkar edilir. Biri onaylandığında,diğeri de onaylanır. Ishvara, bireyin kendi deneyimlerinin gerçekliğini kabulünün kozmik tarafıdır. Geçici veya sürekli olarak bireyselliğin aşımı, bir anda Ishvara durumunun da aşımıdır. Jiva ve Ishvara’nın ikisi de Brahman egemenliğinde reddedilir. Dünya bir gerçeklik olarak deneyimlendiği sürece, Ishvara’nın gerçekliği kaldırılamaz. Bireyin yaşamının gerçekleri olan gerçeklik ve deneyimin dereceleri, Ishvara’yı dünyanın Neden’i olarak itiraf etmek dışında açıklanamaz. Uyanma ve rüya arasındaki fark sadece Ishvara’nın varlığı bir gerçek olarak kabul edildiğinde bir anlam ifade eder. Gerçek ve yalan birbirinden farklıdır, çünkü insani hayal gücü dışında bir evren vardır. Bu yüzden, Ishvara’nın göreceli bir gerçekliği vardır. Bu anlamda, O, gerçek varoluş değil, daha çok deneyim evreninin açıklamasıdır. Ve nerede Ishvara ile Yüce Özben özdeşleştirilirse, biz burada özdeşleştirilenin Ishvara’nın göreceli biçiminin değil, Özsel Gerçeklik’inin olduğunu anlamalıyız.


*)

Agni: Ateş

Vayu: Rüzgar

**)

Kurban: Burada bahsedilen fiil olarak kurban Bhagavat Gita’da anlatıldığı üzere, hayvan kanı akıtılması değildir.

Bhagavat Gita – Bilgi Yogası bölümünde aşağıdaki detaylar verilmiştir. Daha ayrıntılı bilgi için lütfen bu siteden ücretsiz olarak temin edebileceğiniz Bhagavat Gitayı okuyunuz.

25-30 Bazı Yogiler sadece tanrılara kurban verirler, diğerleriyse Özben yoluyla sadece Özben'i Brahman ateşinde kurban olarak sunarlar. Bazılarıysa işitme duyusu ve diğer duyularını dizginleme ateşinde kurban olarak sunarlar, diğerleri sesi ve çeşitli duyu-nesnelerini duyuların ateşinde kurban olarak sunarlar. Diğerleri, duyuların tüm işlevlerini ve nefesin işlevlerini bilgi ile yanıp tutuşan benliği-dizginleme-Yogasının ateşinde kurban ederler. Yine, bazıları zenginliği, çileyi ve Yogayı kurban olarak sunarlar. Benliği-dizginleyen ve katı yeminlerde bulunan münzevilerse, kurban olarak kutsal metinlerin çalışılmasını ve bilgiyi sunarlar. Diğerleri, alınan ve verilen nefesi dizginleyerek ve sadece nefesin dizginlenmesiyle bir olarak verilen nefesi alınana, alınan nefesi verilene kurban olarak sunarlar. Beslenmelerini düzenleyen diğerleri, yaşam-nefesindeki yaşam-nefeslerini sunarlar; tüm bu kişiler kurban yoluyla günahları tamamen yok edilmiş olan (ve) kurbanı bilenlerdir.

 

   
GÜNLÜK PROGRAM
  • PROGRAM AKIŞI
  • ÜCRETLER
  • İNDİRİMLER
YOGA EĞİTMENLİĞİ
  • GENEL BİLGİLER
  • PROGRAM İÇERİĞİ
  • SIK SORULAN SORULAR
YOGA TERAPİ
  • GENEL BİLGİLER
  • HANGİ HASTALIKLAR
YOGA TATİLİ
  • GENEL BİLGİLER
    GİDERKEN ALINMASI GEREKENLER
MASAJ TERAPİLERİ
  • GENEL BİLGİLER
    ÜCRETLER
DÜKKAN
  • ÜRÜN KATALOGLARI
    FİYAT BİLGİLERİ
İLETİŞİM
 

Yoga Bharati San Francisco - Yoga Bharati Los Angeles - Yoga Bharati San Diego - Yoga Bharati Detroit -

Yoga Bharati Seattle - Yoga Bharati Atlanta - Yoga Bharati Calgary/Kanada

Vivekananda Yoga Üniversitesi Bangalore/Hindistan
 

 

İstanbul Yoga Merkezi

Caddebostan Mah. Bağdat Caddesi Kantarcı Rıza Sokak Köseoğlu Apartmanı No: 5 D: 3 Erenköy / İstanbul
Tel: 216. 368 8482 - 532. 357 3858

Copyright 2010

Logo tasarım: Rek ajans (T: 212. 325 37 02)