ANA SAYFA GÜNLÜK PROGRAM YOGA EĞİTMENLİĞİ YOGA TERAPİ YAYINEVİ YOGA TATİLLERİ DÜKKAN  İLETİŞİM

MUTLAK'IN FARKINA VARMAK

 

Swami Krishnananda
The Divine Life Society (İlahi Yaşam Topluluğu) Genel Sekreteri
Sivananda Aşram, Rişikeş, Hindistan

 

5. BÖLÜM

GERÇEK'İN FARKINDALIĞININ SÜRECİ

Saf Bilgi Yöntemi

Felsefi araştırma ve kalbin özünde olan özlem, Gerçeklik olarak Tek Mutlak Brahman olduğunun tespitinde aynı fikirdedir. Eğer Brahman Gerçekse, tüm dışsal deneyim biçimleri sadece birer görünüş olabilirler. Brahman uzayda erişilebilecek bir şey değildir, çünkü Brahman herşeyin Özben’idir, yani Özben’e ikincil olan dışsal bir varlık değildir. Hatta, bilinen nesne bile değildir, çünkü sadece o ebedi Bilgi Konusu’dur, ve bilme süreci bir fenomen olan akıl hastalığıdır. Brahman’ı bilme diye bir şey yoktur, çünkü Brahman’ı, Brahman’ı bilenden ayıramazsınız. Brahman bir meditasyon konusu değildir, çünkü meditasyon bir düşüncedir,  ikilikçi işlemi gerektirir, ve ikilikçi varlık Brahman değildir. Brahmana herhangi bir düşünme ile ulaşılamaz. Brahman bir sevgi, adanma ya da tapınma nesnesi değildir, çünkü tüm bunlat değişen dünyaya ait varoluşa dayanan,  bu nedenle özsel Brahman olamayan göreli kategorilerdir. Gerçek, asla hiç bir şekilde bir pazarlık konusu olamaz. Uzay-zaman dünyasında milyonlarca yıl boyunca sıkı bir çalışma yapılsa bile, O görülemez, duyulamaz, anlaşılamaz veya bilinemez. Mutlak her bir münasip ve süreç olan fonksiyonu aşar. O, düşüncenin, duygunun, iradenin, hissin, duyarlığın, saptamanın, ismin, biçimin ve fiilin ötesindedir. Birey, birey olarak asla bir birey olmayanın ne olduğunu bilemez. Biz  özümüzde olmadığımız şeyi bilemeyiz. Bildiğimiz ve deneyimlediğimiz herşey potansiyel olarak ya da açıkça biz olandır. Her birey kendi deneimi içine hapsolmuştur ve kendisi dışında hiç bir şeyi bilemez. Bilme ve olma tek ve aynı şeylerdir, ve bu nedenle biz bir şey olmadan o şeyi bilemeyiz. Nihayetinde, bize dışsal olan herşey şuurumuzun yansımasıdır ve şuurumuzun olmadığı hiç bir şey varoluşsal değildir. Biz neysek, sadece bu herşeydir. Ama öznenin bu nesnelere doğru genişlemesi ise göreli bireysellik şuuru dünyasında psikolojiktir, ve metafiziksel olarak Şuur’un kendisini biçimlendirir. Göreceli özneye göre bilinen nesnenin biçimi kavrama organlarının moduna özgüyken, bu biçimin altında yatan gerçeklik, bu biçimi bilmede kullanılan öznenin kavrama organları yoluyla oluşan kategorilerce yönetilemez. Algılanan kişinin varoluşu, bu koşullara bağlı olduğu için algılayan kişinin nesnelleşmiş şuurunun durumunu içermez ve bunun tarafından yönetilmez.Bilinen nesnenin bilen özneye verdiği tüm parçalar, bilen öznenin içsel organlarının kalıbından atıldığı halde, dünya belli bir bireyin düşünme sürecinin yaratımı değildir. Psikolojik gelişim yoluyla özne tarafından biçime sahip olarak bilinen nesnel bir gerçeklik varsa bile, kabul edilmelidir ki, özne söz konusu olduğu sürece, dışsal nesneler kendi gerçeklikleri olarak yaşasalar da yaşamasalar da, bunun deneyimi kendi gerçekliğidir. Göreli bir öznenin bakış açısından baktığımızda, nesnel şuurdan ayrılmaz öznenin deneyiminin bunun özel durumları olduğu netlik kazanır, ve yine de bu bakış açısından bakıldığında, deneyimleri açıklanamaz olsalar bile, dışsal nesneler vardır.  Gerçek bir nesne yoksa, gerçek bir özne de yoktur. Nesnenin bu göreceli gerçekliği, nesneyi algılayan öznenin durumu kendi içindeki derin özün yüksek bilgisi ile devrettiğinde, özne tarafından ortaya çıkarılan ve nesnenin varoluşu ile de ispatlanan gerçekliğin derecesi de devreder.

Ama bu tip şuurda, Şuur’a eş olan gerçeklik zannı biçiminde bir cehaletin bir izi bile olmadan, dünyanın tüm nesnel doğasının olmadığı kanıtlanır.Şuurda, evrene bir yücelik verilir ve evren kendini gerçekleyendir. Bilinen herneyse, o Şuurdur başka bir şey değildir. Şuur Mutlak’tır ve bu nedenle hiç bir nesnel gerçeklik buna göre konumlandırılamaz. Göreceli özneye göre gerçekliği olan nesnel bir dünya, tezagür eden gerçekliğin seviyesi ne olursa olsun, sınırlanmış ve sadece deneyimi olan kategorilere rağmen, öznenin bakış açısından var olarak bilinir. Bu tip bir dışsal dünya Saf Şuur için var olamaz, çünkü o, akıl, ya da zihin ya da duyular yoluyla algılamaz ya da kavramaz ve onun deneyimi anlık ve ilişkisizdir. Bu, Kendini-Bilme’dir, nesnenin ya da durumun varoluşunu bilme değildir. Mutlak’ta, dışsal şuur yoktur, nesnel psikolojik süreç yoktur, ikilikçi gerçeklik yoktur. Bireyin durumunda ise, öznenin durumlar ve dışsal dünyanın koşullarıyla ilgili bilgisinin ya da deneyiminin ve öznenin deneyiminden bağımsız olan dışsal dünyanın kendisinin iki katlı doğasının nesnel gerçekliğinin öznel deneyimi vardır. Bu dışsal dünya birey için geçerlidir, Mutlak için geçerli değildir.

Böylece, Gerçeklik’in doğası kavramı uzay, zaman ve nedensellik sınırları içinde hareket eden içsel organın gelişimidir. Düşünce bu kategorileri geçtiği anda, o artık düşünce değildir ve kavrayan bir işleyiş yoktur. Biz Brahman olmadığımızı hissettiğimiz sürece, bizim için Brahman, onu ne olarak düşünüyorsak, o olacaktır. Bu nedenle, bizi Gerçek’in farkındalığına götüren tüm bu süreçler sınırlıdır, ve kendi içlerinde mükemmel değildir. “Ebedi’ye ebedi-olmayan yoluyla ulaşılamaz.” (Katha Up. II. 10). “Doğru noktayı bilmeyenlerin saklı altın hazinenin üzerinden tekrar tekrar yürüyüp gitmeleri ve onu bulamamaları gibi, tüm bu varlıklar da gün be gün Brahman’ın Yerine giderler ama onu bulamazlar; çünkü gerçekte, hatalı olandan dolayı kötü yola sapmıştır” (Chh. Up. VIII. 3.2.) Düşünce bölgesinde yaşayanlar, Gerçeklik’in varlığının derinliğini anlayamazlar.

Zincirler varolan Gerçek’e olan sade cehaletten dolayı var olduğu için, özgürlük Gerçek’in Saf Bilgisi’nde var olur. Bu bilgi Apara-Vidya ya da düşünme sürecini ilgilendiren düşük bilgi değildir. Bu bilgi Para-Vidya, yani Özben’le-Eş Şuur’un direkt yakınlığı olan “O Yok Olmaz Olan’a ulaşılan”ın yüksek bilgisidir. Saf Bilgi Mana’ların Vritti’si değildir, Atman’ın Svarupa’sıdır. Bu, varoluş kadar bilme değildir; bu bir şey haline gelme değildir. Kişi yanlış bilgiye hayran olarak ya da onu severek ya da onun üzerine meditasyon yaparak, yanlış bilgiyi yok edemez. Yılan olduğu sanılan ipin yanlış kavranışı yılan üzerine meditasyon yapılarak ya da yılana hürmet gösterilerek düzeltilemez. Cehaleti, korkuyu ve acıyı dindiren bilgidir. Her çeşit faliyetten arınmış nesnesiz bilgi, anında meydana gelen özgürleşmeyi, Sadyo-Mukti’yi beraberinde getirir. Brahman sona hizmet eden araçlar yoluyla bilinemez. Saf Bilgi son için bir araç değildir, sonun kendisidir. Bu, “birşeyi bilme” değildir, sadece “Bilgi”dir. Saf Bilgi doğduğu anda, Varoluşun aydınlanması ve cehalet ile zincilerin yok oluşu eş zamanlı ve ani olarak olur. “Sadece O’nu bilerek kişi Ölümsüzlüğe ulaşır; oraya gitmenin başka yolu yoktur.” (Svet. Up. III.8.) Sadece Bilgi, Moksha’dır.

“Yüce Brahman’ı bilen Brahman’ın kendisi olur.”—Mund. Up. III.2.9.

Bir kişi kendine ulaşmak isterse, kendisine yürümesi ya da ilişkisel işleyiş ile kendisine yaklaşması diye bir süreç yoktur. Kendine ulaşmak, kendini bilmektir. Burada bilme, kendini ulaşmada bir araç değildir, bilmenin kendisine ulaşılır. Bu, uyuyan bir adamın kalkıp, kendini bilmesi gibidir, bu da anında kendisi olur. Bilmeye çalışanın varlığıın kendisi olan bir şeyin bilgisi durumunda, araçlar ve son aynıdır. Bu bilgi kaprisli bilgisi olan özneye bağımlı değildir, Nesne’nin Doğası olan ve ebediyen gerçek olan Brahman’a bağlıdır. Nesnel gelişimi içermeyen hiç bir fiil ilksel cehaleti ortadan kaldırmaz, çünkü böyle bir fiil cehalete göre muhalif değildir. Karanlığın karanlığı ortadan kaldırmaması gibi, cehalet de cehaleti ortadan kaldırmaz. Saf Bilgi’nin yöntemi Mutlak’ın farkına varmanın kesin yoludur. Burada yol ve varış yeri aynıdır. Şuur, görünüşte sınırlama durumu olsa bile, gerçek yüksek doğasının mutlak kanunu tarafından kontrol edilir ve bu da bireysel gereklilik küresinin içinde değildir. Tüm düşünce mecburen Varoluşun Şuursal Bütünselliği ilkesine dayanır. Acı, düşünceyi Mutlak Gereklilik’e karşı yönlendirmenin etkisidir. Mutlak Gereklilik’e yönlendirme, varoluşun mükemmelleşmesi kuralına göre, bireysel şuurun kendini ona göre akort etmesi durumunu gerektirir. Saf Bilgi bizi aydınlatır, ama bu aydınlanmadan sonra yapmamız istenilen bir şey yoktur. Saf Bilgi bir fiil değildir, çünkü bilinmesi gerekenden bağımsız değildir. Shravana, Manana ve Nididhyasana bile gerçek anlamda fiil değildirler, çünkü amaçladıkları bilgiye dayanırlar. Gerçeklik’in doğasının kesinleştirilmesi, Gerçek’in-Farkındalığı sürecinin başlangıcıdır. Zihin ve sezgi birbirine muhalif değildir, sadece Gerçek’i anlama doğası ve derecesinde farklıdırlar. Gerçeklik’in direkt bilgisi, daha yüksek saflaştırılmış zihinin parlamasıyla başlayan deneyimin zirvesidir. Ama bu, Gerçeklik’in zihinsel anlayışının, felsefenin hedefi olduğu anlamına gelmez, çünkü Gerçek’in peşindeki arayış burada bitmez. Ama Gerçeklik hakkındaki algılamamızın, bir şekilde, görüntü dünyasının gerçek olduğu inancından kendimizi sarsarak özgürleştirme başarısında ne kadar ileri gittiğimizle ilgili halimiz olduğu da inkar edilemez. Zihin yükseltilmiştir, sezgi içinde etkisiz hale getirilmemiştir. Viveka sezgisel Gerçek değildir, zihinsel ayrımdır, ve yine de bu, sezgide en yüksek deneyimin yolunu açan netleştirilmiş algılamadır. Viveka Jnana içinde erir. Gerçeklik’in zihinsel bilgisi, düşüncenin, Gerçek’in sezgisel bilgeliği içinde çözülmesinin temel gerekliliğidir. Gerçek’in doğasını kavrayan kesin sonuca ulaştıran zihin bile, kişinin yaşam ruhunu değiştirir, ve duyguları her an geçtikçe, daha derin, daha geniş ve süptil olarak büyür. Zihin sezginin giriş kapısıdır. Mantık Gerçek için olan inancı haklı çıkarmak için gereklidir. Metafiziksel keskin zeka, Mutlak’ın fizik ötesi Deneyiminin büyük yapısı üzerine oluşan temeldir. Gerçek filozof, kendi zihninin bir yaratığı değildir, yapılmakta olan bir ermiştir. Bu kişinin yöntemi birbirini devam ettiren bir sırada üç başlıkta sınıflandırılabilir, dördüncü durum nihai farkındalıkta var olmaktır.

  1. Gerçeklik Doğasının Bütünsel Anlayışı;
  2. Bütünsel Anlayışın tekrar eden iddiası;
  3. Bütünsel Şuur içinde Bütünsel Düşüncenin ilerleyen çözülmesi;
  4. Tüm ilişkileri aşan Mutlak Deneyim.

Bu aşamalar Vedanta terminolojisine göre, Shravana, Manana, Nididhyasana ve Sakshatkara’ya denk düşmektedir. Burada, bir sonraki her bir aşama daha da derinleşen ve genişleyen bir önceki aşamanın etkisidir. Üçüncü aşamanın bütünsel düşünce ya da sonsuz psikozu (Brahmakara-Vritti) bile, tüm cehaleti yok eden ve sonunda kendini de var olan ve olmayanın; bilgi ve cehaletin; haz ve kederin; madde, değer ve ilişkinin; uzay, zaman ve etkinin; herşeyin ötesinde olan O’nun içinde yok eden sadece bir “aşama”, bir “adım”dır.

“Sıfatsız Varlık’ın tasdiki yoluyla ulaşılan Bilgi Adımı’yla Saf Işık haline gelmiş kişi, onu seyreder.” –Mund. Up. III.1.8.

 

Brahman bilgisi bir fiil değildir, ve Brahman, bilen kişinin varlığındaki bir değişimden dolayı ortaya çıkan bir fiil ya da etkinin sonucu değildir. Cehaletten dolayı yılan olduğu hayal edilen ipin algılanması, herhangi bir fiilin sonucu değildir, bu sadece bununla ilişki içindeymiş gibi görünen cehaletin reddinden önce de olan etkilenmemiş varoluştur. Brahman bilgisi insani gayretten bağımsızdır, ve bu yüzden doğa ile ilişki içinde olan ve her zaman bilinen olan, bilgiye dışsal olan hiç bir fiil ile ilişkilendirilemez ve asla doğaca deneyi-aşan ve geliştirilemez olan Şuur ile ilişkilendirilemez ya da aynı değildir. Ne de Brahman, bilgi fiili nesnesi olan bir fiil ile ilişki içindedir. Bilgi varoluştur. Bilgi, bir fiil haline gelirse, o halde bu bilgi fiilini bilecek olan kimdir? Bu tip bir bileni bilme çabası, kişiyi sadece çıkarımı mümkün olmayan sonsuz bir gerilemeye götürür. Brahman bilgisi Brahman olmaktır, ve bu Moksha ya da Özgürleşmedir. Moksha üretilen bir şey değildir, çünkü bu ebedidir. Brahman’ın farkındalığı, Atman ya da İçsel Özben’in farkındalığıdır, ve hiç bir fiil kişinin kendisini bilmesine yardım edemeyeceği için, Moksha ya da İçsel-Farkındalık bir fiilin sonucu değildir. Fiil ya da hareket, ulaşılacak ya da etkilenecek olan şey dışarıda bir yerde anlamına gelir, ama ulaşılacak olan ulaşıcının kendisi ise –ve bu da uzayda bir yerde olan ya da zamanla değişen bir şey olmadığına göre, yani Şuur hem ulaşılacak olan hem de ulaşan olunca, etkisizdir. Bilen bir bilme fiili ile bilinemez, ve bilgiyi bilen ya da bileni bilen diye bir şey yoktur. Bireysel bilgi zihinsel bir fiildir, ama kendisi Varlık olan Mutlak-Bilgi bir fiil olamaz. Dışsal bir şeyi bilmede, bilgi zihinsel ya da entellektüel bir süreç gibi gözükür ama Brahman dışsal bir şey değildir, ve o halde bir süreç ya da fiil yoluyla bilinemez. Brahman’ı bilen Bilgi’nin kendisi Brahman’dır; bilen, bilgi ve bilinen Brahman’da birdir.

Tüm faliyetler mükemmel olmayan bireyin defolu doğasının tezahürüdür. Ulaşılmamış bir sona ulaşmak anlamına geken fiil Yüce Tamlık olan Mükemmellik ile bağdaşmaz. Fiil bir şeyin özsel doğası değildir; bu fiil olarak adlandırılan örtülü şeylerin içindeki hayali örtülerin bir rahatsızlığıdır. Bir fiilin gidişatını değiştirmek olasıdır, ama İçsel-Bilgi asla değişmez. Fiil görecelidir; Bilgi mutlaktır. Fiil bireysel yapana bağlıdır; Bilgi bireyden bağımsızdır ve sadece aynı olduğu değişmez nesne, Brahman’da hareketsidir. Bilgi fiil gibi ve fiilin sonuçları gibi, üretme, sağlama, saflaştırma ya da geliştirmeye tabii değildir. Bir fiilden sonra, fiilin dışında bilinen ya da ulşaılan bir şey vardır; ama Bilgi’ye ulaştıktan sonra yapılacak ya da ulaşılacak bir şey yoktur. Fiil, kişiyi dışarıdaki bir şeye doğru yönelten ve teşvik eder, ama Bilgi, bir anda Samsara’nın bağını kıran ve Mutlak’ın Mükemmelliğinin deneyimi  olan Aydınlanma’nın kendisidir. Jnana-Marga ya da Bilgi Yolu’na basmak, araşların ve sonun bir olanda karışmasından dolayı, gerekli ekipman bahşedilmemiş olanlar için son derece zordur, ve bu zorluğa “bıçak sırtı”, “yolsuz yol” ve benzeri referanslarla, Bilgi’nin, duyular yoluyla sağlanan materyalle çalışan akıl ve zihin için bilinen bir şey olmadığının eşsiz izlerine işaret edilir. Büyük Acharya, Sankara’nın dediği gibi, “Bilenin yolu, gökteki kuşların ve sudaki varlıkların yolunun takip edilememesi gibi takip edilemez.”  “Gerçek’in adına tartışmada ve yanlış olanı yalanlama ve karşı koymada usta olan, yukarıda bahsedilen değerler bahşedilmiş zeki ve öğrenmiş kişi İçsel-Bilgiyi almak için uygundur. Sadece Gerçek Olan ve olmayan arasındaki farkı bilen, şuuru gerçek olmayandan uzaklaştırılmış olan, soğukkanlılık ve diğer ruhsal erdemlere sahip olan ve Özgürleşmeyi arzulayan kişi, Brahman’ı araştırarak bilmeye uygundur.” (Vivekachudamani, 16, 17). Sadece nüfuz edici anlayışı olan ve mükemmelce serinkanlı olan kişiler Bilgi’nin Yolu’nda yürüyebilirler.


 

   
GÜNLÜK PROGRAM
  • PROGRAM AKIŞI
  • ÜCRETLER
  • İNDİRİMLER
YOGA EĞİTMENLİĞİ
  • GENEL BİLGİLER
  • PROGRAM İÇERİĞİ
  • SIK SORULAN SORULAR
YOGA TERAPİ
  • GENEL BİLGİLER
  • HANGİ HASTALIKLAR
YOGA TATİLİ
  • GENEL BİLGİLER
    GİDERKEN ALINMASI GEREKENLER
MASAJ TERAPİLERİ
  • GENEL BİLGİLER
    ÜCRETLER
DÜKKAN
  • ÜRÜN KATALOGLARI
    FİYAT BİLGİLERİ
İLETİŞİM
 

Yoga Bharati San Francisco - Yoga Bharati Los Angeles - Yoga Bharati San Diego - Yoga Bharati Detroit -

Yoga Bharati Seattle - Yoga Bharati Atlanta - Yoga Bharati Calgary/Kanada

Vivekananda Yoga Üniversitesi Bangalore/Hindistan
 

 

İstanbul Yoga Merkezi

Caddebostan Mah. Bağdat Caddesi Kantarcı Rıza Sokak Köseoğlu Apartmanı No: 5 D: 3 Erenköy / İstanbul
Tel: 216. 368 8482 - 532. 357 3858

Copyright 2010

Logo tasarım: Rek ajans (T: 212. 325 37 02)