Swami
Krishnananda
The Divine Life Society (İlahi Yaşam Topluluğu) Genel Sekreteri
Sivananda Aşram, Rişikeş, Hindistan
5. BÖLÜM
GERÇEK'İN
FARKINDALIĞININ SÜRECİ
İnkar ve Onaylama
Yukarıdaki
Gerçek-farkındalığının üç katlı süreci inkar ve onaylama ile
devam etmektedir. İnkar, mikrokozmik ve makrokozmik nesnelliğin dayatılmış
reddi, nesnelleşme gücü yoğunluğunun derecesine göre farklı olan, bireysel
ve kozmik olarak kaba, süptil ve nedensel tezahürleri oluşturan fiziksel,
hayati, zihinsel, akılsal olan yüzeysel fenomenel kılıfların ve varoluşun
planlarının aşımıdır.
Tüm bunlar, “bu değil,
be değil” denerek inkar edilmişlerdir, çünkü Gerçek olan O görülen ve
varoluşta fark yaratır görünen değildir. Kişinin kendi dışındaki Tanrı’ya
tapması bile nihai olarak doğru değildir, çünkü burada Tanrı bir özne
karşısına konan bir nesne haline gelir. Bilgi nesnesi olan herşey nihai
olarak gerçek değildir, bir “O-değil” ve “Kendi benliğine dışsal olan
(kendine sekonder olan) bir ilaha tapınan, “Ben bir (kişiyim); o da bir
başkası” diye düşünen, (Gerçek’i) bilmez; o kurbanlık bir hayvan gibidir.”
(Brih. Up., I. 4. 10) “Kişi sadece kendi Özben’ini kıymetli olarak
sevmelidir.” (Brih. Up. I.4.8.) Nesnel bir Tanrı bile Mutlak’ın
kendini-sınırlamadır, ve bu yüzden bu, öznel varoluşun nesnel bileni ve
öznel adanmışın nesnel ideali olarak varolan bir varlıktır. Tanrı, fiziksel,
süptil ve nedensel evrenin kozmik bütünselliğidir, bunun içindeki insan
fiziksel, süptil ve nedensel bedendeki bireysel parçalanmadır. Dolayısıyla,
İşvara bireyden çok daha geniş bir gerçeklik ise de, birey ve İşvara’nın
ikisi de fenomenel varlıklardır. Herneyse, tüm nesnel varlıklar, bireysel ya
da kozmik olsalar da, Varoluşun Birliğine doğru hareket eden bütünsel
düşüncenin gücü yoluyla inkar edilmelidir. Taittiriyopanishad (II. 8; II.
2-6) şuurun beş nesnel katının Mutlak deneyiminin üstünden geçtiği bu
özben-aşkınlığı yöntemini açıklar. Her içsel kat, dışsal katlara göre, daha
süptil ve daha kapsamlıdır ve bunları kendi benliği ya da özbenliği olarak
kaplar. Bu nedenle, inanç ve mantık yardımı ile negatif iddia yöntemi ile,
tüm dışsal-şuur-katlarının üstünden geçilir, tüm bunları yegane Varlık
olarak içeren ve aşan en içteki gerçek Özben, Brahman’ın farkına varılır.
Burada, beden ve dünya tüm tezahür dereceleri içinde eş zamanlı olarak
reddedilir, ve böylece Gerçeklik kendi Özü içinde deneyimlenir.
Olumlu yöntem, kişinin
kendini Mutlak ile özdeşleştirmenin direkt girişimidir. Bu, kişinin kendini
evrendeki tüm varlıklara akort etmesi ile başlar, ve sonra Ebediyet,
Sonsuzluk, Ölümsüzlük, Değişmezlik, Tamlık fikirleri ile devam eder. Bu,
negatif olana göre daha cüretli bir yöntemdir, çünkü olumluluk her zaman
olumsuzluğa göre daha katı bir gerçektir, daha zor boğuşulur, ve bu yüzden
burada, daha fazla cesaret, direnç, sabır, sağlamlık ve irade büyüklüğüne
ihtiyaç duyulur.
“Ben Mutlak’ım” ve
“Tüm bunlar Mutlak”, Gerçeklik’in olumlu iddialarının iki biçimidir. Bunlar,
ikincisini birincisini takip eden, Tam-Deneyim’in iki aşamasıdır. Birincisi
biri, birey ile ilişki içindedir, ve sonuncusu nihai kesinliktir. Birincisi
öznel bedenle ilişki içinde ortaya çıkar, ikincisi ise tüm evrene gönderme
yaparak ortaya çıkar. Başlangıçta, “Ben Gerçeklik’im”in deneyimi vardır, ve
sonradan “Herşey Gerçeklik’tir, Ben Herşeyim, sadece Gerçeklik vardır”ın
yüce deneyimi gelir. "Aham Brahma Asmi" ve "Sarvam Khalu Idam
Brahma" İçsel-Bütünselliğin yüce olumlu süreçlerini oluşturur. Bunlar
içinde, birinci deneyimden ortaya çıkan sonsuz psikoz (Brahmakaravritti)
bile ikinci deneyim yoluyla ulaşılan Saf Varoluş-Şuur içinde çözünür.
Bu, kişinin kendini
bir anda tüm ybancı ikilikçi düşünceleri (Vijatiyavrittinirodha)
durdurarak ve gerekli birleştirici şuurun kendini tamamen göstermesine (Sajatiyavrittipravaha)
izin vererek Mutlak-Şuur içinde boğma çabası gibidir. Düşünce, tüm
çeşitlilik ve ikilikçilik fikirlerini bir yana bırakarak, şuursal mutlaklık
içine gömülür. Bireysel çaba, sonsuz psikoz deneyiminde son bulur, çünkü bu,
Sonsuz Tamlıktaki Şuurdan ayrı olduğunaa dair bireysel şuurun çözülmesinin
başlangıcıdır. Bu aşamanın ilerisinde sadece, deneyimin değişmesine neden
olan, Mutlak Birlik Gerçeğinin Gücü işleyebilir; yoksa, bu tip bir çabasız
dönüşüm açıklanamaz. Nesnel bütünsellik ya da algılanabilen evrenin
bütünselliği etkilendiği sürece çaba gösterilir, ama kişilik ya da bireyin
kendisinin Sonsuz Varlık içinde yutulduğu Mutlak-Bütünselliği, birey
tarafında bir çabanın sonucu olamaz. Bu, süper-mantıksal gizdir ve bu
nedenle felsefi tartışmaların konusu değildir.
Mutlak Işık, Güç,
Bilgelik, Saadet, Huzur, Şartsız Çokluk ve Sınırsız Tatmin Okyanusu, olumlu
tasdiğin fikirleridir. Upanişadlardaki bir çok cümle Gerçek-Farkındalığının
bu sürecini önerir. Düşünce yoğun tasdik ile kendini etki olarak mateyalize
eder, ve daha üstün ve daha geniş bir şuur durumu böylece, bunun ötesindeki
durumun açılmasına yardım eden Süper-bireysel Gerçek’in tasdiki ile
deneyimlenir ve böylece sonunda, Mutlak Mükemmellik’e ulaşılır ve bunun
farkına varılır. Bu, burada ve şimdi anında özgürlük getiren Brahmabhyasa ya
da Brahmabhavana yöntemidir. “Burada, kişi (kendini) Brahman olarak
deneyimler.” (Katha Up. VI.14.) “ Onun yaşamsal enerjileri ayrılmaz; burada
kendisi ile birleşirler.” (Brih. Up. IV. 4.6.; III.2.11) Brahman’ı bilen
farklı plan ya da bölgeler üzerinden geçmez, O vardır.
|