ANA SAYFA GÜNLÜK PROGRAM YOGA EĞİTMENLİĞİ YOGA TERAPİ YAYINEVİ YOGA TATİLLERİ DÜKKAN  İLETİŞİM

MUTLAK'IN FARKINA VARMAK

 

Swami Krishnananda
The Divine Life Society (İlahi Yaşam Topluluğu) Genel Sekreteri
Sivananda Aşram, Rişikeş, Hindistan

 

5. BÖLÜM

GERÇEK'İN FARKINDALIĞININ SÜRECİ

 

Kendini-Arındırma ve Disiplin

Ama, bilgi ve Meditasyon dünyevi, duyusal, yanılgı içinde gururlu, egoistik ve kibirli olanlar için mümkün değildir. Parlayan ışığı yansıtan, çamur ve taşla örülmüş duvar değil, temiz bir aynadır. Sonsuzu sevmek demek tüm ayrıntılara karşı tarafsız kalmak ve nesnel müsamahayı terk etmek demektir. Terk, “Varoluş Birdir” gerçeğinin ışığında çokcu ve ikili şuurun geçerliliğinin reddidir. Özsel doğanın doğasının ayırt edici kavranışı, Gerçeklik’in doğası ile tezat olan görünüş durumunun reddini ima eder. Yaşamın daha yüksek amaçlarına duyulan heves, sınırlı yaşamın daha düşük durumlarını dönüştürme ve aşmayı gerektirir. Ölümlü ve Ölümsüz birbiri ile zıt olarak başlar. Bireysel egonun güdüsel doğrulamaları Mutlak’ın doğası ile asla tutarlı değildir. Dünyanın nesnel doğasına inanç olduğu sürece, yaşamın en üstün amacının kaybı vardır. Aşkın Varlık’ın gerçekleşmesi dışında, mükemmel tatmin ve İlahi Yaşam olamaz. Bu, dünya biçiminin, içindekilerle birlikte reddini gerektirir.  Sevilenler ve sevilmeyenler, çekimler ve iğrenmeler ruhun Ebedi’ye doğru olan gelişimini engelleyen dikkat dağıtan şeylerdir. Bireyi dünyaya bağlayan kalbin düğümleri, Gerçeklik’in merkezi bahçesine adım atmadan önce kırılmış olmalıdır. Bencillik ve ego’nun Ruhsal Mükemmellik’in nedenine tam teslimiyeti, Gerçek’in-farkındalığı sürecinin talep ettiği durumdur. Gerçek, kusurlu özürlere ve kişinin maddesel iyiliği için nihai gerçeklerin çarpıtılmasına dikkatini vermez. Bencil bireyselliği beslemenin reddi ve şuurun bir mutlak son ile genişlemesi, kişinin Nihai Özgürleşmesinin yolunu açar.

Upanişadlarda, İçsel-Farkındalık’ın en büyük engelinin bilimsel ve psikolojik sunumunu buluruz. Bunu, üç ayrı başlıkla sınıflandırırlar:

 

“Soy için arzu; zenginlik için arzu; dünya için arzu.” –Brih. Up. III.5.

 

Birincisi, yaşamın en önemli iki itkisinden biridir, bu itkilerin diğeri kişinin kendini koruması güdüsüdür. Bu, Evrensel Varlık’ın orjinal yaratıcı iradesinin salıvermesinden beri çalışmakta olduğu söylenen yaratıcı dürtünün ifadesidir. Çeşitlilik, tezahürün anlamıdır. Her bir bireysel güç, kargaşa içindeki dejenerasyon ve kontrol edilemez faaliyet durumundaki kozmik yaratıcı gücün bir kopyasıdır. Kişinin, bu kendini-çoğaltan doğayı (Avidya) yönlendirmesi, kendini-tamamlayan Doğanın (Vidya) yardımı olmadan buna karşı gelmeye başlamadan kolay değildir. Gerçek’in arayıcısı, bu kendini-üreten enerjinin en köküne gider ve Temel-numenin içine yayılarak bunu zorlar. Yaratıcı gücün akışını bırakan kişi, varoluşun çeşitlendirme ve çoğaltma sonsuz süreci içinde karışır gider ve daima Mutlak’ın Şuur’undan ayrı kalır.

Ruhsal gerçekliği bilenler, yaradılışın yanıltıcı güdüsünden çekilir ve Gerçek’in Şuur’una sıkıca tutunur.
 

"Brahmana’lar, Özben’lerini bilerek, torun arzusunun, refah arzusunun, dünyaya olan arzunun üstüne yükselirler ve dilenci hayatı yaşarlar.” –Brih. Up. III.5.

 

Yansıyan enerjiyi sert bir şekilde, kişisel-hissin nesnesiz Şuur içinde açmasını sağlayan Şuur Gücü’ne dönüştüren arayanlar, Mutlak’ın bütünsel isteklileridir. Bu kişilerin gücü, derin ruhsal meditasyonun sürdürülmesinde kullanılır. Chandokyopanişad der ki, saflık ve ışık arttığında, şaşmaz değişmez şuur üretimi vardır, bu da benliğin düğümlerini paramparça ederek açar. Bu tip şerefli hevesliler, doğanın en karşı konulmaz güçleriyle bile kolaylıkla başeden parlak ruhsal güç ile parlarlar. Onlar, Varoluşun Kalbine sıçrama fenomeni andı ile bellerini ölçtürmüşlerdir. Bir nesne isteyen sevgi mükemmel değildir. Gerçek sevgi asla ifade edilmez. O sadece deneyimde erir. Bu, duyu nesneleri üzerine kendilerini akıtan defolu inanç ve geçici şefkattir. Sevgi, gelip geçici görünüşlere yöneldiği zaman küllere dönüşür ve yücelmez. Gerçek sevgi kendini-bütünleyendir, bir öznenin bir nesneye olan etkileşim aracı değildir. Tüm enerji yaratıcıdır, ama bizler bunu çeşitlendirilmiş yaratıcılıktan uzak tutarak, birleşen teke yönlendirmeliyiz. Avidya ve Vidya’nın  ikisi de Mutlak’ın yaratıcı güçleridir; sadece biri cehalet ve ayrılıktan iner, diğeri ise bilgi ve birlikten yükselir.

Zenginlik arzusu, maddesel kazanıma olan hırsa sahip olma arzudur. Bu, bireysel doğanın kendini-koruma dürtüsü olan, yaşama olan içgüdüsel aşktan dolayı ortaya çıkar. Bir şey haline gelmeye göre var olma çok daha gerçek olduğundan,  kendini-koruma arzusu, kendini-çoğaltma dürtüsünden daha güçlüdür. Bu ikisi birbiri ile yakın ilişki içindedir. Genellikle, enerji kaynakları su-prensibi ile çalışan duyular olan, fenomenel varoluş ve şekil veren fiil için çalışan arzu kanallarıdır.  Sıradan kaba yaşamın tüm işi aslında, bireyselliğin koruyucu ve çoğalan iki katlı bireysel doğasının bir oyunudur. Bu pozitif olarak zararlı olan dürtüler, aktif olmadıkları ve uykuda negatif evrelere sahiptirler. Bunlar, işteyken duyular yorgun olduğunda ya da dışsal doğanın nesnel isteklerinden dolayı inkar edildiklerinde, geçici olarak koruyucu ve yaratıcı fiilin bitmesi ve durdurulmasıdır. Konuşkanlık ve fiziksel aktivite, hayati öneme sahip yaratıcı dürtünün iki diğer önemli dinamik biçimidir. Bunlar, normal yaratıcı fonksiyonu yapmalarına izin verilmediğinde, kendini-ifade-etmenin şiddetli yöntemlerine başvururlar. İnatçı ve kontrol altına alınmamış düşük seviyeli yaratıcı doğa bin kanal içinden şiddetle dışarı akar ve birey ve dünyanın diğer içindekiler arasında sayısız bağ yaratarak, bireye sosyal yaşam ipi bağlar. Birbiri ile göreli ilişkileri olan bir birey olarak ve çeşitlilik içinde yaşama arzusu, parçalanan doğanın güçlü sürecine yetişen dünyevi yaşamın tüm sahnesidir.  Böyle bir süreç zorla durdurulduğunda, bireyi derin uykuya sokan herşeyin unutkanlığı biçiminde, aktif güçlerin genel bir negatif reaksiyonu vardır. Bazen, patlayan faaliyetler ile rekasiyon gösterirler. Heveslinin görevi burada, bu nedenle, pozitif fiilden de ve negatif ataletten de kendini korumasıdır.

Dünya için arzu, kişinin isme, üne, güce, hakimiyete ve dünyanın ya da ötedünyanın tadını çıkarma arzusudur. Bunların ilk ikisi kişinin bireysel varlığının büyüklüğü kişinin bireysel varlığının büyüklüğü hakkındaki tahminden doğarken, diğer bireylere kendi reklamını yapma ve kendini belli etme ile takdir toplama, onurlandırılma ve diğer bireyler tarafından yüceltilme arzusu güçlenir. Kişinin egosunun bu alımı, diğer bireyler üzerinde baskın olma (dominant olma) arzusu ve bilgi ve güçte büyük olarak bilinerek hepsinin üstünde olma arzusu ile daha da artar. Bu bireysel gerçekliğin duyusunu katılaştırılmakta kullanılan dışsal varlıklarla egoistik ilişki süreci, Gerçek’i unutma ve gerçek olmayanı yakalamanın çifte  talihsizliğinden doğan kibirin sonucudur. Bencil doğanın yüksekliği, kendini Ebedi Şuur’a genişletecek ego-şuurunu bloke ederek, yüce bir isme, geniş bir nama ve inanılmaz bir güce sahip olma özlemine ulaşır. Yaradılış ve devam edişin orjinal evrensel ivmesi, Gerçek için çok küçük olan birey için çalışmaya başlayınca, bir şekilde yanlış yola sapar ve bozulur. Gerçek’in yanlış yola sapması gerçekten bir anlamda, aslında İşvara Mutlak ile olan uçsuz bucaksız yakınlığından ve özellikle kendisi ile ilişkilendirebileceği bir eşinin olmamasından dolayı bağsız kaldığı halde- Işvara’nın kendisiyle başlar. Ancak, gözyaşlarının dökülmesi dualite ve çokluk hasar verme oyununa başladığında başlar. Ve bu tutku ve karanlığın uç noktası ile, birey Gerçek’in ne olduğunu ve bunun bu dünya ve içindekileri ile ilişkisini bilmede yetisizleşir. Mutlak Doğa’nın herşeye gücünün yetmesi, bireyde kendini yüceltme ve diğerleri üzerinde üstünlük kurma olarak kendini alçaltır, ki bu da bireyler arasında varolan gerçek ilişkinin yanlış anlaşılmasının bir etkisidir. Herşeye gücü yetme ve heryerde olmanın evrensel doğası bireysel yaşamın aşamaları içine devrilir ve birey sırasıyla gurur içine girer. Delicesine aşık olmak, evrensel varlıkları İçsel-Saadet’in tam varlığı ile bağlayan bütünsel sevgi bağlarından birinin yanlış yolda şuursuz (ve) kör hareketidir. Evrensel Varlık’ın İçsel-Sevgisi, bireysel parçalarla ilişkisel bir bağımlılığa girerek dejenere olaur. Bencillik ve egoizm, Ebedi İçsel-Varoluş dürtüsünün kaba ve bozulmuş biçimleridir, bunlar Gerçeklik’in örtülü ve dikkat çekici gücü fiili ile bile bile yanlış bir şekilde tanıtır. Fenomenel yaşamın tüm draması, bütünsel olmayan şuuru, Gerçeklik’in mutlak doğasının gerçeği içinde bulmak için gösterilen kör bir çabadan ibarettir. Yaşam çabası Mutlak Şuur gerçekleştirilmeden bitemez, çünkü Gerçeklik’in ebedi doğası birey içinde kendini öne sürmeden tek bir an bile duramaz. Ama, gayriihtiyari çağrıların gerçek anlamları bilinmeden ve fenomenel doğa ve Gerçek’in Gücü ile yaşamın daha yüksek talepleri ortaya çıkmadan, mutlak olan şiddetli arzu birey içinde cevaplanamaz gibi görünmektedir. Deneyimin gerçekliği hakkındaki bireyin cehaleti, şuurun yoğun bulutlanma ve kendini-bölme güçlerinin varlığından kaynaklanır, bunlar Avidya veya Tamas ile Kama ya da Rajas’tır. Kişinin, tüm bireylerdeki Mutlak İçsel-Kimlik ile olan ilişkisi bilgisinin olmaması, yaşamın streslerinin nedenidir. Her bireyde, bireylerin türlü türlü olduğuna dair bir inanca sebep olan bir aptallık vardır, ve böylece birey, şuurun bireysel aşamalarının sonu gelmez ölüm ve doğum döngülerini  durmadan döndüren etki-tepki, sebep-sonuç, vsnin acı meyvelerini toplar. Dünya-tahammülü ile dağıtılmış ilişkinin kırılması, sadece daha yüksek bilgi ile etkilenebilir ve bu bilgi uzay, zaman, etki ve tepkinin ötesine yükselir. Bu sallanan fenomenel ilişkileri aşmadan, kişi Saf Bilgi ya da Tanrı üzerine Meditasyon’u elde etmede başarı sağlamayı umamaz. Gerçekte, bireyler arasında kendisinin şuurlu kimliğine ait varlığın tamlığı dışında bir ilişki yoktur. Bir bireyin diğer bireylerle Tam Varlık’ın İçsel-Kimliği’nin farkındalığı dışında da bir tutumu olmamalıdır. Birey en azından mutlak bir birey –İşvara- olduğu sürece, yani özne-nesne muhalefeti olmadığı sürece cehalet ve keder yoktur, ama dualite-şuuru doğduğu anda acı kendini gösterir, ve çokluk-şuuru herşeyi daha kötü bir hale getirir. Bireysel düşünce-ilişkileri ile üreyen kötülükler Mala ya da Özben’in saf şuurunu kaplayan kir gibi davranır. Aralarındaki ilişki de Vikshepa ya da saçılan güçtür, ve ilişkilere yol açan yanılgı da Avarana ya da cehaletin-aldatıcı köküdür. Zincire bağlanmanın nedeni olan bu kir, bu saçılma ve bunun örtüsü, Meditasyon ve Bilgi’nin yoğun uygulaması ile kaldırılmalıdır.

 

   
GÜNLÜK PROGRAM
  • PROGRAM AKIŞI
  • ÜCRETLER
  • İNDİRİMLER
YOGA EĞİTMENLİĞİ
  • GENEL BİLGİLER
  • PROGRAM İÇERİĞİ
  • SIK SORULAN SORULAR
YOGA TERAPİ
  • GENEL BİLGİLER
  • HANGİ HASTALIKLAR
YOGA TATİLİ
  • GENEL BİLGİLER
    GİDERKEN ALINMASI GEREKENLER
MASAJ TERAPİLERİ
  • GENEL BİLGİLER
    ÜCRETLER
DÜKKAN
  • ÜRÜN KATALOGLARI
    FİYAT BİLGİLERİ
İLETİŞİM
 

Yoga Bharati San Francisco - Yoga Bharati Los Angeles - Yoga Bharati San Diego - Yoga Bharati Detroit -

Yoga Bharati Seattle - Yoga Bharati Atlanta - Yoga Bharati Calgary/Kanada

Vivekananda Yoga Üniversitesi Bangalore/Hindistan
 

 

İstanbul Yoga Merkezi

Caddebostan Mah. Bağdat Caddesi Kantarcı Rıza Sokak Köseoğlu Apartmanı No: 5 D: 3 Erenköy / İstanbul
Tel: 216. 368 8482 - 532. 357 3858

Copyright 2010

Logo tasarım: Rek ajans (T: 212. 325 37 02)