Namaste,
Hepimiz, ağır yükler taşıyan kişilerin olduğu bir şov ya da sirk
gösterisi ile karşılaşmışızdır. Daha da kolayı, Hindistan Demiryollarındaki
bir peronda ya da depolarda ince ve güçsüz bir kişinin kolaylıkla sırtında
inanılmaz ağır yükler taşıdığına rastlamışsınızdır. Ben her zaman bu kişinin
omurgasına ne olduğunu merak etmişimdir. Bir ya da iki kırılma olmaz mı!
Shastryji* bununla ilgili çok ikna edici bir açıklama vermektedir. Bu "Kumbhaka"
olarak adlandırılır. Bunu yapan kişi, bedeninin geri kalan kısmını
katılaştırarak tüm prana'sını tek bir noktada
toplar, hatta bazen nefesini tutar. Bu kişi pranayama ya da benzeri herhangi
bir teknik konusunda eğitimli değildir. Bu kişi bunu en basit tekniklerden
biri olan uygulama ile öğrenir ve (bu tekniği) ağırlığı taşımada uygular. Bu
kişinin ruhsal gelişimde herhangi bir iddiası yoktur.
Beni şaşırtan başka bir şey de, bir gülle ya da çekiç atarken ya da uzun
atlama ya da sırıkla atlama esnasındaki
atletlerin başarısıdır. Atletlerin hepsi hazırdır, duruşa ve diğer herşeye
kendilerini uyarlarlar. Ekleyeceği başka bir şey yoktur. Ama sonra, sanki
bedenin içinde görünmez bir çeşit nizam bekler gibidirler. Hatta,
bedenin çeşitli yerlerine eklenmiş bilgisayarla yapılan incelemeler bile,
süptil olarak girdiği durumdan önce veya sonra, kas veya sinir seviyelerinde
herhangi bir değişim göstermez. Ama bu kişinin yüzünde değişimi görürsünüz.
Bu kişi, küçük aygıtlarla izlenmesi mümkün olmayan, bir çeşit akış olan ve
bu olur olmaz yaptığı iş ile doğru bir dengeye gelen, prana olduğu sanılan
bir şeyi aynı hizaya getiriyor olmalıdır. Bu, bu kişinin en iyi performansı
olmayabilir, ama yaptığı performans sırasında kişi tamamen oradadır. Bunlar,
bize akıl ve beden adı verilen yönler dışında başka bir şeylerin de
varlığını işaret eden alanlardır. Bu bir enerji ya da akış ya da
faaliyet gibidir, ama net olarak bildiğimiz enerji ya da bedenin gücü
değildir. Buna, eski bilgeler, prana derler. Bazı atletler pranayı
yavaşlatarak ve derin bir nefes almadan önce ve yaptıkları işe başlamadan
önce bir çeşit pürüzsüzleşmeyi devam ettirir gibidirler.
Burada bir başka örnek daha vermek isterim. bir köy tanrısına sunma
biçiminde bir uygulama vardır; bu kişiler dua etmek için Praşanti'ye
geldiler. Bu, her bir kişinin bir şeyler sunmasını da içermekteydi ve
sonunda bir kişi trans gibi bir durum içine girdikten sonra, diğer bir kaç
kişi gelerek bu kişinin kafasında birbiri ardı sıra hindistan cevizi kırmaya
başladılar! Benim gibi Satvik bir insan için korkunç bir görüntüydü! Ama
sonunda, bu kişinin kafasında en azından on hindistan cevizi kırıldıktan
sonra bile, bu kişi gayet iyiydi ve kafasında en ufak bir şişik bile yoktu!
Ama herkes, uygulama başlamadan on dakika önce, uygulama esnasında ve
uygulama bittikten sonraki beş on dakika boyunca, bu kişinin trans benzeri
bir durumda olduğunu ya da prana'sını belli bir durumda tuttuğu hissini
veren bedensel bir sertlik içerisinde olduğunu gözlemleyebilirdi.
Tüm bu deneyimler bize sadece nefesin yavaşlatılabileceğini ve böylece
prana'nın yavaşça akarak yaşamın daha huzurlu olabileceğini göstermekle
kalmayıp, aynı zamanda prana'yı beden içerisinde belli noktalar içerisinde
tutarak belli başarıların da kazanılabileceğini göstermektedir. Kişi
kendine, bunun ne kadarı ruhsal diye sormalıdır. Prana'nın belli bir yerde
tutulması, bize huzur ve sukunet verir mi? Bu, egomuzu şişirip, bizi kibirli
yapmaz mı? Hatta bazıları Kumbhaka adı verilen -prana'nın tutulması yöntemi- dışsal olarak yapıldığında, kişinin
nesneleri görünüşte yoktan ama aslında dışarıdan toplanan prana ile var
edebileceğini tahmin etmektedir!
Başka bir ilginç gözleme de burada değinmek isterim. Bir kişi sinirli
olduğu zaman, bu kişinin enerjisinin yükseldiğini görürsünüz. Bu kişi normal
zamanda yapamadığı şeyleri, sinirli olduğu zaman yapabilir haldedir.
Normalde korktuğu bir kişiye, sinirli olduğu zaman cevap verebilir ya da
sert bir karşılık verebilir. Hatta sadece insanlar değil, hayvanlar da
benzer davranışlar içindedirler. Onlar da sinirlendikleri zaman, saldırma
noktasına gelirler. Öfke içinde bir güç konsantrasyonu var gibidir. İçsel
gücün bir konsantrasyonu, güneş ışınlarını büyüteç altında toplayarak tek
bir noktaya getirmeye benzer. Aynı şekilde polisiye bir film seyrederken ya
da bir video oyunu oynarken, aynı şeyin olduğunu görürsünüz. Buna "Kumbhaka"
ya da "Dharana" denir. Bu, bir atletin ya da kafasında hindistan cevizi
kırılan adamın uyguladığı Kumbhaka'ya benzer.
Burada bir araya getirilen fikirleri toparlarsak, prana adı verilen içsel
yaşam gücü toplanabilir ve görülmedik başarıların elde edilmesinde
kullanılabilir. Bunda, ruhsal ya da kutsal bir şey yoktur. Bu nedenle, prana
ve bu prana'nın büyük bir güç biçiminde toplanması nötrdür ve özellikle
bunda ruhsal bir şey yoktur. Hitler bile, bir çok zeki Alman'ı ipnotize
etmek ve onları kendi yıkım planları içinde kullanmak için bu çeşit bir gücü
tezahür ettirmiş olmalıdır. Hatta büyük bir yogi olan Ravana bile böyle büyük bir gücü yaratabilmiştir. Ama (bu
kişiler) nasıl bir amaç için bu gücü kullandılar? Bu gücü, yıkım için
kullandılar. Güç elde etmek için Kumbhaka ya da Dharana üzerine odaklanan
insanlara dikkat edin. O halde, Kumbhaka ya da Dharana bize iyi ya da kötü
amaçlar için kullanabileceğimiz nötr bir güç sağlar. Ruhsallık, birincil
olarak güç değil, huzur için vardır. Huzur başlangıçtır ve huzur sondur.
Dikkatimizin huzur ve uyumdan başka bir amaç yüzünden dağılmasına izin
vermeyelim.
İkincil olarak, neyin iyi olduğunu nasıl bilebiliriz? Yaradılış ve
yaradılışın gelişimi hakkında ne kadar bilgimiz var? Ekstra güç ya da beceri
ile olan iyiye olan düşüncenin içinde hız ve aciliyet vardır. Bunun içinde
ego vardır. Egoyu yok etmeden ve cehaletten çıkmadan, neyin iyi olduğunu ve
bizim doğru olduğunu düşündüğümüz şekilde doğrunun başarılması gerektiğini düşündüğümüzde, biz herşeyi daha komplike hale
getirmiyor muyuz? Bunu başarmak için, huzur için çaba göstermeden, güce
sahip olmayı denemiyor muyuz? Dikkatimiz dağılıyor. Bu, Kumbhaka veya
Dharana adı verilen çabayı içerir. Çaba, huzur değildir. Aslında, çaba
huzurun tam zıttıdır. Huzur ruhsaldır. O halde, çaba nedir? Bu (çaba),
ruhsallığa karşıtı değil midir?
Tüm amacımız, niyetimiz ve Sadhana'mız huzur için olmalıdır, bu süreç
içerisinde eğer tanrı tarafından bir güç ile kutsanırsak, bu durumda bu
o'nun lütfudur! Bu durumda bu onun yaptığı bir şeydir, bizim değil.
Bu noktada çok basit bir hikaye anlatılabilir. Tanrı bir kişiye rüyasında
görünür ve ona "Sevgili arkadaşım, dünyanın daha iyi bir yer olmasında
sana yardımcı olmak istiyorum. Sana öyle bir güç vermek istiyorum ki, sen
bir kişiye dokunduğunda o kişi zengin olsun ve bir başka hasta biri
sağlığına kavuşsun ve bir diğer aptalı bilge hale gelsir." der. Bu kişi
şöyle yanıt verir "Hayır Tanrım, lütfen bana bu gücü verme. lütfen bu
gücü bir başkasına ver." Tanrı bu kişiye rica ederek; "Gördün mü, en
doğru kişiyi buldum ve seni bu iş için seçmemin belli nedenleri var"
der. Bu kişi yalvarmaya devam eder ve "Lütfen bana bu gücü verme, çünkü
bu beni huzur için yaptığım Sadhana'mdan uzaklaştırabilir" der. Tanrı bu
sefer tartışarak, "Eğer benimle uzalaşmazsan, dünyaya yardım edemem,
çünkü kendime ait bir bedenim yok ve sen en doğru insansın" diyerek
şöyle devam eder "Bana rıza göstermeyerek, düyaya yardım etme isteğimin
önüme çıkıyorsun. Bunu yapabilir misin?" Böylece Tanrı bu kişiyi zor bir
durum içine sokar. Bu kişi bir süre düşünür ve sonra cevap verir; "Oh
Tanrım, peki isteğini tek bir şartla yapacağım. Dünyaya yardım etmenin
önünde bir engel olmak istemiyorum. ama lütfen bunu öyle yap ki,
dokunduğumda değil, gölgem düştüğünde fakir zengin olsun, aptal bilge olsun
ve hasta sağlıklı olsun ve bu kişiler de, ben de bunu bilmeyelim. Böylece,
egoist bir hale gelmeyeceğim ve huzur için olan hedefim de bozulmamış
olacak."
Huzura olan hedef olmadan sadece güce sahip olmayı denememiz, yoldan
uzaklaşmamızla ve egoist bir hale gelmemizle ilgili tehlikeler içerir. Güç
arayışı içinde olmak, bu madde dünyasında bir sonuca ulaşmak demektir. Güce
olan odağın, para kazanma ya da politik güç için çabalama gibi dünyevi diğer
bir faaliyetten farkı nedir? Eğer paranın biriktirilmesi** kötüyse, o halde
Kumbhaka güçlerini elde etmek de aynı oranda kötü ve dünyevidir.
Kumbhaka güç amacı için faydalı bir
pranayama uygulaması olabilir ama ruhsal yol içinde, güce değil,
huzura ihtiyacımız vardır. Bu nedenle, gücü değil, huzuru arayalım. Güç,
tuzağa düşürücü bir şeydir, özellikle de eğer tanrı'nın yarattığı dünyayı
daha iyi bir yer haline getirmek için güce sahip olmak istiyorsak ve böylece Tanrı'nın yaradılışını düzeltmek
istiyorsak!
Sevgiler,
N.V.Raghuram