ANA SAYFA GÜNLÜK PROGRAM YOGA EĞİTMENLİĞİ YOGA TERAPİ YAYINEVİ YOGA TATİLLERİ DÜKKAN  İLETİŞİM

Yoga yaparsam Hindu olur muyum?

N.V. Raghuram

 

Doğu’nun Yoga düşüncesi Batıya yayılınca, bu soru oldukça sık
sorulmaya başladı. Bu soruyla sayısız kez karşılşatım ve genellikle
duruma göre cevap verdim, bazen evet, bazen hayır dedim. Bu birinin
gerçek, diğerinin yanlış olduğu, ya da birinin doğru diğerinin hatalı
olduğu için değildi. Böyle cevaplamamın sebebi, sorunun bağlamıydı.

Geçenlerde, batılı arkadaşlarım bana bu soruyu yinelediler ve kendi
toplumlarında bu soru işaretinin ağır bastığını söylediler. İşte o
zaman ben de daha detaylı olarak soruyu düşünüp tartmaya ve
cevaplamaya başladım. Yoga bir din mi? En basit cevap, HAYIR. Yoga,
kendi içinde ya da özellikleri itibarıyla bir din değildir, ama bunun
neden bir din olmadığını anlamak için soruyu daha derinlemesine
incelemek gerekir.

Öncelikle, “din”in ne olduğunu anlamamız gerekir. „Din“ kelimesini
herhangi bir hint diline çevirmek çok zordur. Neden? Bunun en basit
nedeni, ingilizcede olduğu gibi „din“ adı altında Hindistan’da bir
kavram olmamasıdır. Eski hint dili olan Sanskritçede olan diğer bir
çok kelime gibi, inglizceye direkt olarak çevrilemez. Bu nedenle,
Sanskrit kelimenin gerçek anlamı ve kavramı çeviri sırasında kaybolur
ya da yanlış yorumlanır, ve bizler kötü bir çevirinin yaratacağı
mevcut kelimeler kullanma durumunda kalırız.

Aynı şey, “Dharma” kelimesi için de geçerlidir, bu kelime dini temsil
etmek için sansktitçede kullanılan kelimedir. Bu Dharma kelimesi çok
derin bir kavramdır. Dharma kavramının kendisi 7,000-10,000
yaşındadır, diğer yandan din kavramının doğuşu 2,000 yıldan öteye
gitmemektedir. O halde, nasıl olur da 10,000 yıllık bir kavramı,
2,000 yıllık bir tarihi olan bir kelime ile anlayabiliriz?

Yoga, insanoğlunun felsefesi olan Dharma’nın mükemmelce tartışıldığı
metinlerde tartışılan bir kavramdır. Yoga ya da Dharma’nın her ikisi
de, aynı metinlerden gelir, bunlar Veda’lar, Upanişadlar, bhagavat
gita, Ramayana ve Mahabharata’dır. Yoga’nın bir dine ait olduğunu
düşünmek, büyükbabanın yeni doğmuş torununa benzediğini söylemek
gibidir. Din çoğu zaman bizi sınırlarken yoga bizi genişletir.
Dharma, yapısal biçimde insanoğlunun yaşamını organize eder. Yücelten
bir deneyimle, çevremizdeki yaradılışın tadını çıkarmamızı sağlar.
Bizi köle haline getirmekten ya da dünyanın içinde boğulmaktan, ya da
ben-merkezci olmaktan korur. Yaşam yolunda, kişi içsel tanrısal
yönünü tezahür ederek büyüyebilir. Yoga, bu duruma ulaşmak için
gösterilen etkin bir araçtır. Böylece, yoga bir yaşam biçimidir ve
din değildir.

Dinin liderlerinden birinin tanımladığı gibi, “bir peygambere ve onun
sözlerine inan. Peygamber aracılığıyla ya da Tanrı’nın kendisini
sorgulanmayan bir otorite, ya da emir ya da dogma olarak Kabul
ederek, direkt sözleri olan mesajların bir kaydı olan bir kitabı
takip et, bunu yapmamanın günah olduğunu bil, …” Bu dindir. Bu
nedenle, din çok dar kapsamlı bir hale gelmiştir. Dini liderin
öğretisi ya da dini metinlrein dışına düşen her bir fikir, ne kadar
mantıklı ve deneyimsel açıdan geçerli olursa olsun, onaylanamaz;
diğer yandan yoga mantıksal ve rasyoneldir. Yogik fikirleri kendi
deneyimlerimizle doğrulayabiliriz. Bu açıdan, yoga metinleri üzerinde
devam eden felsefi tartışmalar, tam bir mantık çerçevesinde
gelişmektedir, ki aslonda bunlar çok az sayıdaki büyük görenler ve
azizlerin deneyimleri üzerine kuruludur.

Tüm dinlerin içinde inanç kavramından bir nebze olsun vardır, bu
nedenle öğretiler ki daha sonraki deneyimler bu öğretilerin yanlış ya
da akıl dışı olduğunu ispat etse bile, dinin liderinin yanlışsız
olduğunu var sayar. Dinin bir diğer yönü, kişinin öz-disiplin
geliştirmesine yardımcı olmasıdır. İnanç yönünü yok varsaydığımızda
ve dinin disiplin yönüne konsantre olduğumuzda, diğerlerini sevmek,
tüm varlıklara şefkat göstermek gibi konularda tüm dinlerde büyük bir
benzerlik görürüz. Bu yönler, yogik kavram olan Ahimsa – „zarar
vermeme“ye çok benzerdir. Böylece, biz yoga prensiplerini
araştırdığımızda, ve „zarar vermeme“yi ve şefkati tartıştığımızda,
insanlar yoga kavramını din ile ilişkilendiriyorlar. Kşiler ayrıca,
bir çok yoga uygulayıcısının vejetaryen olduğuna dikkat ediyorlar.
Tüm dünya, büyük sayıda Hindu’ların vejetaryen hatta vegan olduğunu
bildiği için, tekrar bir şüphe doğuyor. Malesef, dindar olanlar, iki
farklı yön olan inanç ve öz-disiplini ayırt edemiyorlar. Biz kişilere
dinin kör inanç yönünü bırakıp disiplin yönünü aldırsak, o zaman
sadece yoga değil, dinler de çok daha geniş bir çerçeveden
anlaşılabilir.

Bir çok kişi bu soruyu soruyor ama cevabı önemli bulmuyorlar. Bu
kişiler zaten akıllarında yoganın bir din olduğuna hükmetmiş
durumdalar. Ben bir yoga ustasından Patanjali’nin Yoga
Sutralarının „yoganın incili“ olduğunu söylediğini de duydum. Bu
kişi, iyi niyetle sadece bir benzetme yapmaya çalışmış ve bir kör bir
inançtan bahsetmeye çalışmamış olabilir. Ama bunu duyan ve zaten
yoganın bir din olduğunu düşünen bir kişi, bana gelerek „Patanjali,
yoga’nın peygamberi mi?“ diye sordu. Bu tip kişiler daha önceden
kafalarına yerleşmiş olan zanları sizin söylediklerinize
yerleştirerek gerçekleri geride bırakmaya çalışıyorlar.

Nasreddin Hoca bir gün hacca gider ve altı ay sonra döner. İyi bir
arkadaşının, kendisinin yokluğunda, öldüğünü duyar. Yas tutan eşine
giderek taziyelerini sunar. Dul eş, gözlerinde yaşlarla o kötü günde
neler olduğunu hatırlar ve şöyle der: “o gün her şey normaldi ve o
çok sağlıklı ve normaldi. Tatildi ve Masala dose (bir güney hindistan
yemeği) yemek istedi, Doşa yapabilmek için patatesli sebzeye koyacak
soğan olmadığını söyledim. O da endişelenmemem gerektiğini ve gidip
alabileceğini söyledi. Hepsi bu. Eve canlı dönmedi… Bir anda göğsü
sıkıştı… hepsi pazarda oldu…” Hoca, biraz sessiz kaldıktan sonar, onu
şöyle teselli etti: “endişelenme, patatesli yemeği soğansız yap.!”

Asıl konu geride bırakılırken, önemsiz olan konu öne çıkartıldı! Aynı
şekilde, yoga’nın mantıklı, pratik, ve deneyimsel olması önemini
yitirerek, “yoga bir din midir” sorusu önemli hale geldi! “Patanjali
bir peygamber midir” sorusu bizim yogayı Kabul edip etmememizde karar
verici factor haline geldi!

Bir çok büyük azizin yogaya büyük katkısı olmuştur ve bu anlayış bir
çok kişi tarafından hala tazelenmeye devam etmektedir. Bu açıdan,
yoga anlayışı, pratiksel deneyim ve uygulama ile, dünya toplumunun
dinsel engellerin ötesine yükselterek birbirlerini kucaklaması,
takdir etmesi ve farklı inançlara ve ilahilikle ilgili kavramlara
saygı duymasına yardımcı olabilir.

Bu nedenle, şöyle cevap vermeliyim; “hayır yoga bir din değildir.”
Bu, dinin gelişinden once, anlaşılmış ve uygulanmış kadim bir
kavramdır. Bu bir yaşam biçimidir. Bu nedenle, gelin yoga’nın
insanoğlu için güvenilirliğini din adına ve bir dinden diğerine
kişileri döndürme açısından tartışmayalım. Yogayı veren
kültürün “din” adında bir kelimesi yoktu ve yine de insanoğlunun
binlerce yıl yine de ilerlemesini sağladı. Eminim ki, yoganın bu
kavramları dünyayı önümüzdeki binlerce yıl daha ileriye
götürebilecektir.

Sevgiler,
Raghuram. 

geri

   
GÜNLÜK PROGRAM
  • PROGRAM AKIŞI
  • ÜCRETLER
  • İNDİRİMLER
YOGA EĞİTMENLİĞİ
  • GENEL BİLGİLER
  • PROGRAM İÇERİĞİ
  • SIK SORULAN SORULAR
YOGA TERAPİ
  • GENEL BİLGİLER
  • HANGİ HASTALIKLAR
YOGA TATİLİ
  • GENEL BİLGİLER
    GİDERKEN ALINMASI GEREKENLER
MASAJ TERAPİLERİ
  • GENEL BİLGİLER
    ÜCRETLER
DÜKKAN
  • ÜRÜN KATALOGLARI
    FİYAT BİLGİLERİ
İLETİŞİM
 

Yoga Bharati San Francisco - Yoga Bharati Los Angeles - Yoga Bharati San Diego - Yoga Bharati Detroit -

Yoga Bharati Seattle - Yoga Bharati Atlanta - Yoga Bharati Calgary/Kanada

Vivekananda Yoga Üniversitesi Bangalore/Hindistan
 

 

İstanbul Yoga Merkezi

Caddebostan Mah. Bağdat Caddesi Kantarcı Rıza Sokak Köseoğlu Apartmanı No: 5 D: 3 Erenköy / İstanbul
Tel: 216. 368 8482 - 532. 357 3858

Copyright 2010

Logo tasarım: Rek ajans (T: 212. 325 37 02)