|
28 Ocak
2005
"bütün öğretilerde, bütün hocalar
kendimizi sevmek ve affetmekten
bahsediyor, ama bunu sadece söylemek yetmiyor, çünkü içi boş bir
ifade bu, bizim için bilmediğimiz bir rengi anlatmak gibi. çünkü
gerçekten kendimizi nasıl sevip, nasıl affedeceğimizi bilmiyoruz.
Bu yüzden gerçekten tatmin edici ve uygulayabileceğimiz bir çözüm
istiyoruz. Biz bunu yapmayı gerçekten istiyoruz."
Merhaba,
Sevgi ve şefkat, tıpkı yürüme kabiliyeti, görme kabiliyeti, yemek
yeme ve hazmetme kabiliyeti gibi zaten kendiliğinden bizde vardır. Bu
değerler aslında kendilerini gösterme açlığı çekmektedirler. Eğer
belirli durumlar oluştuğunda, kendini yakından gözlemlersen, ilk saf
isteğimiz bize sevgi göster, şefkatini ver demektedir. Ama bunu
yapmaktan bizi alıkoyan ve teredüt ettiren şey, insanların ne
dişüneceği ya da diğerlerinin gözünde nası lgörüneceğimiz
endişesidir. Biz birinin bu değerleri tereddütsüz tezahür ettirdiğini
gördüğümüzde, tereddütlü davrandığımız bu şeyleri yaptıkları için bu
kişilere hayranlık duyarız, onları takdir ederiz. Bu kişilere saygı
duyarız, ve aynı zamanda bu kişilerden ilham alırız.
Bilinçli olarak egodan vaz geçmek, kendimizi ve sevgiyi takdir
etmemizde bize cesaret verecektir. Evrene bakan daha yüksek güçlere
teslim olmak da, bu değerleri tezahür ettirmemize yardımcı olacaktır.
Sen, senin istediğin değil, Tanrı'nın olmasını istediği kişisin.
Yalnızlığa teslim ol ve içsel olarak teslim ol, kalbin sana bu konuda
yardımcı olacaktır. Teknik budur.
Raghuram
geri |