|
6 Ocak
2005
Beckam
gibi eğil, PancapiMC, Bollywood Hayalleri, Aşk ve gurur, Şamalyan Gecesi,
hint kınaları, hint restorantları, Baharatçılar. Güney asya etkisi tüm
dünyaya yayılmaktadır ve bunların öncüsü olan ve en hızlı yayılan trend de,
Yoga’dan; Hindistan’daki en eski metinlerden ve uygulamalardan gelmektedir.
Smt Nischala Joy Devi isimli saygıdeğer bir gurunun da dediği gibi, “sadece
ABD’de, yaklaşık 20 milyon kişi yoga uygulaması yapmaktadır” ve daha sonra
da kendini düzelterek eklemektedir “ya da en azından bir biçimini
yapmaktadır”
Yoga
dergileri, yoga çantaları/matları, yoga kıyafetleri, yoga stüdyolar, yoga
gereçleri ve yoga diyetlerinin gelişiyle ile de tüm dünya yogayı ve
faydalarını kucaklar görünmektedir. Ancak malesef, bu hızlı yükselen
“trend”in içinde, yoganın gerçek anlamı ve faydaları, çoğu zaman gözden
kaçırılmış ve uygulamanın amacı da sıklıkla, “yoga bedenine” sahip olmak
için uygulanan fiziksel bir egzersizin yüzelysel bir biçimine indirgenmiştir.
Bir
çokları “yoga nadir” sorusunu sormaya vakit ayırmamaktadır. Bu sorunun
derinine inersek, doğal olarak yoganın, modern toplumca tanımlanan değil,
eski yoga metinlerindeki tanımına bakarız.
Yoga ile
ilgili yazılı ilk tanımlamalar, hinduizm’in Veda2lar ve Upanişadlar olarak
bilinen kadim metinlerinde yer almaktadır.
“Tam Yogam iti manyante stiram indriya dharanam”
Tüm duyuları kontrol etmek ve buna aklı sabitlemeyi eklemek yoga olarak
bilinir.
Yoga
felsefesi ile ilgili başka bir kadim metin olan Yoga Vazişta, Bilge Vazişta
tarafından Rama’ya verilmiştir.
“Manah prasamano payah yogah”
aklı sakinleştirmenin tekniği yogadır.
Ve
daha sonra, yogayı derlemiş olan ve kendi tezini yazan bilge Patanjali,
tekrar yogayı tanımlamaktadır.
“Yogah chitta vrutti nirodah”
Yoga, akıldaki huzursuzluğu temizlemek yoga’dır.
Benzer
şekilde, yoganın tanımı bir çok başka eski hint metninde de bulunabilir. Bu
metinlerin hiç birinde de, yoga’nın fiziksel duruş seti olduğunu söyleyen
bir cümleye rastlamayız. Böylece, biz de hiç şüphesiz, anlamaya başlarız ki
yoga’da, bedeni bazı garip akrobatik pozisyonlara sokma ya da bir fiziksel
başarı kazanmanın ötesinde bir şeyler vardır.
Bangalore’da yoga alanında, araştırma ve terapötik çalışmalar konulu bir
seminer verirken, dinleyicilerden bir bey ayağa kalkıp bana şunu sordu; “ben
her gün bir saat boyunca şirşasana (baş duruşu) yapıyorum, bu sizce uygun mu?”
Bir an
için cevabı zihnimde tarttım. Bu kişiye bir saat baş duruşu yapmanın yoga
olmadığını nasıl söylerdim? Bu duruş, yogadaki bir çok duruştan biri
olabilirdi ama yoga’nın çok daha derin bir anlamı ve felsefesi vardı. Herşey
bir yana, bu kişi Şirşasana yapıyor ve yoga ile ilgileniyordu ve ben onun
nasıl cesaretini kırardım… Bu sorularla dolu olarak bana, “bence uygun mu”
diye sordu. Düşündüm ki, eğer uygun olsaydı, o halde neden Tanrı beni başım
aşağıda ayaklarım yukarıda yaratmadı ve bana şunu demedi “sevgili arkadaşım,
seni başın yukarıda ve ayakların aşağıda olarak yanlış yarattım. Lütfen beni
düzelt!” Bu nedenle, şöyle cevap verdim: “yoga aklın sakinliği demektir.” Ve
sonra da neşeyle devam ettim; “evet, baş duruşunu bir saat boyunca her gün
yapmaya devam et ve sen baş duruşunu yaparken, en azından evdek idiğer
kişiler huzuru yakalayacaktır…. Ayrıca, kafa başka herhangi bir amaca
hizmetetmiyorsa, en azından bedenin ağırlığını bir saat boyunca taşımalı; bu
iyi bir şey!!!”
Ancak
Bhagavat gita’da Krişna yoga’ya daha yüksek bir boyut ve daha derin vir
nosyon verdiğinde görüyoruz ki, yoga bir saat fiziksel duruş yapmaktan daha
ötedir. Krişna Arcuna’ya şöyle der: “Yogasthah kuru karmaani,”, bu her fiili
yoga halindeyken yap demektir. Bu yoga’nın bir ileri tanımıdır, dışsal
olarak bir şey yapmak olarak değil, içsel olarak bir şey yapmamızdır.
Asana’ları (duruşları), pranayama (nefes çalışmaları) ya da kriya’lar (temizleme
teknikleri) yapmak bile bizim için dışsaldır, amaKrişna bu dışsallıklara
değinmemiştir; bir varolma halinden bahsetmektedir. Biz bu kadar yaptığımız
işe odaklı olursak, uygulamayı içselleştirmekte başarısız oluruz ve o zaman
da amacı ve yoga fikrini kaçırırız. Kişi bedeni bükmede bir usta olabilir ya
da mikropları öldürmeme noktasına kadar gelmiş en uç noktada bir
“zarar-vermeyen” kişi olabilir, ama eğer içsel varlığı huzur, sessizlik ve
uyum haline dönüşmemişse, o zaman bu kişi yoganın amacını kaçırmış demektir.
Bu bizi yoga’yı daha üst boyutta anlamaya götürür ki, bunu daha sonraki
makalelerimizde yapacağız.
*************************
Gelin hep beraber, Güney Asya’yı ve çevre ülkeleri tatil döneminde vuran
büyük doğal felakette varlıklarını, sevdiklerini ve hatta kendi yaşamlarını
kaybedenler bir dakikamızı sessizlik ve dua için ayıralım. Hepsini,
dualarımızda ve kalplerimizde tutalım.
*************************
Sevgiler,
Raghuram
geri |