|
Bölüm A
Ishavasya Upanishad en önemli on Upanishad'tan biridir. Karma Yogayı
gerçekten ilk olarak tasvip eden Upanishad'tir. Bhagavad Gita'da Karma Yoga
'dan ayrıntılı bir şekilde bahseder."Karma" "yapılan iş" "Yoga" ise "aklın
huzuru" anlamına gelmektedir. Yani Karma Yoga yaptığımız işlerle aklın
huzuruna sakinliğine erişme yöntemidir. Fakat Karma bazen farklı anlamlarla
da kullanılır. İnsanlar Karmayı geçmiş aktivitelerimiz ve onların etkileri
olarak ima ederler. Bir şeyin karmik olduğunu belirtirken ; mesela neden
Türkiye' de doğdum neden Amerika'da değil? gibi.Bu benim karmik durumum
denir. Veya neden hep acı çekmeliyim? Bu da karmiktir. Ama ne zaman müthiş
bir haz ve mutluluk duyarız, o zaman bu karmik değildir. Ve kolaylıkla deriz
ki; "Çok çalıştım çok çabalayıp kazandım bütün eforumu bu işe sarf ettim."
Halbuki ıstırap çekme durumunda veya herhangi bir kötü sonuçta bu karmik
oluverir. Bu yüzden karma çok yakın şekillerde kullanılır. Yani temel olarak
karmanın ne olduğunu iyi anlamamız gerekli.
İkinci durum da karmanın bizi nasıl aklın huzuruna götürdüğüdür. Bütün
acılar , rahatsızlıklar ve stres karmadan meydana gelir.Hissettiğimiz
aktivite rahatsızlığa neden olur. Bu nedenle insanlar "aklın huzuru" denince
bunu her işi bırakmakla eşdeğer tutarlar.Aklımızı sakinleştirmekten
bahsettiğimizde dinleyiciler hemen tepki verip "Aklımı sakinleştirirsem
nasıl çalışırım? Nasıl olur da işlerimi sükunet içinde ilerletebilirim?"
gibi sorular sorarlar. Ama bu demektir ki karma bizim problemlerimize neden
olan eylemdir ve bu aktiviteyi bırakmak da söz konusu değildir. Öyle ise
işle bütünleşmiş bir durumdayken sakin bir akla sahip olmak mümkün değildir.
Temel olarak anlayabildiniz mi? Bu Karma Yoga' nın bizi yönlendirdiği ilk
sırdır. Problem olan eylem değildir. Problem başka bir şeydir. İsterseniz
bir hikayeden küçük bir örnekle konuyu tasvir edelim.
Yoganın düşüncesi bir şeyi olağanüstü şekilde yapmaktır. Büyüleyici bir şey
olmalı. Nasıl olur da basit bir şekilde yapılan aktivite bize yoganın
yararlarını sağlatabilir? Nitekim bize yoganın yararını veren şeyler insani
olarak imkansız görünen sert disiplin , acı veren vücut ve zihin
egzersizleridir, acı yoksa kazanç da yok durumu. Sıradan bir aktivite bize
nasıl yarar sağlayabilir ki?
İşte size yapmayı beklediğiniz şeyin o kadar da insana aykırı bir şey
olmadığını göstermek için klasik bir hikaye.
Yoga Normal Bir İş Olabilir
Bir gün Kaushik adli bir aziz ormanda bir ağacın altında derin meditasyon
halindeymiş. Ağacın dallarında bir kuş kendince olağan sesler çıkararak
ötüyormuş. Bilge Kaushik meditasyon sırasında kusun sesinden çok rahatsız
olmuş ve büyük bir sinirle kusa yakıcı gözlerle bakmış. Bu çok kızgın
bakışlar kuşu yakmış ve kuş ölüp yere düşmüş.
O anda Kaushik kuş için kendini üzgün hissetmiş , diğer taraftan da
meditasyon sırasında sahip olduğu güce şaşırıp kendiyle gurur
duymuş.Meditasyonu sona erdirildiğinde kendini aç hissetmiş. Yiyecek bir
şeyler istemek için yakındaki bir evin önüne kadar gelmiş. O günlerde derin
meditasyona bağlı olan spirituel arayıcıların ihtiyaçlarını karşılamak
geleneksel olarak toplumun sorumluluğuymuş. Fakat bunun kibirle değil alçak
gönüllülükle yapılması gerekirmiş. Aziz ön kapıda beklerken evin hanımı
azize hizmet etmek üzere tüm saygısıyla yanına gelmiş. Ama aynı anda evin
kapısından içeri kocasının girdiğini görmüş. Bir sofu kadının değişmez
görevlerinden biri eşine hizmettir. Bu yüzden azize " Efendim, size hizmet
etmeyi gerçekten çok isterim. Lütfen bana on dakika müddet verin esimle
ilgileneyim sonra size gereken hizmeti edeyim" demiş. Kaushik bu sözlere
hiddetlenmiş. "Nasıl olur da sıradan kocasına hizmet edip burada duran büyük
güçlere sahip yogiyi ihmal eder" diye düşünmüş fakat kendini kontrol edip
kadının gelmesini beklemiş. Kadın içeride beklediğinden biraz daha fazla
kaldıktan sonra yanına gelmiş ve özür dileyerek "Sizi beklettiğim için çok
üzgünüm efendim" demiş . Fakat Kaushik in siniri yatışmamış. Kadın sürekli
özür dilemeye devam etmiş ama kibir merhametle davranmaya engel olmuş.
Azizin değişmemesine ve ısrarına karşı kadın olayın kasıtlı olmadığını ve
durumu dönüştüremediğinden "Efendim bu kızgın bakışları bırakın artık" demiş
ve eklemiş "Ben sizin ormanda bu bakışlarla yaktığınız kuşa benzemem".
Kaushik duydukları karşısında şok olmuş.Çünkü bunları ormanda ondan ve
kuştan başka gören olmadığına eminmiş. Nasıl olur da bu kadın yogik güçleri
olmadan bunu bilebilir diye düşünmüş. Demek ki bu kadının güçleri kuşu yakan
Kaushik in güçlerinden daha da üstünmüş. Bunu anlayınca aziz ,kadının
ayaklarına kapanıp özür dilemiş ve ona bu güçlere sahip olmak için nasıl
yogik çalışmalar yaptığını sormuş. Bunun üzerine kadın sade bir
gülümsemeyle; "Hiç bir spirituel çalışma yapmıyorum, yaptığım sadece evimin
gerektirdiklerini büyük bir itina ve özenle yapmam" demiş. Ama Kaushik buna
inanmamış ve kadının ondan sakladığını düşünmüş. Bunun üzerine kadın ona
eğer daha fazla bilgi istiyorsa yan kasabada bulunan gurusu Dharma Vyaadha'
ya gitmesini söylemiş.
Bunun üzerine Kaushik büyük bir ashram gibi bir şey bulma umuduyla kadının
söylediği guruyu aramak için yan kasabaya gitmiş ve etrafa bakınmaya
başlamış. Fakat şaşırtıcı bir şekilde beklediği gibi herhangi bir yerle
karşılaşmamış. Sonra birden üzerinde Dharmavyaadha Kasap Dükkanı yazılı bir
dükkan görmüş. Fakat bunun o olamayacağını çünkü böyle büyük bir adamın et
satamayacağını düşünmüş.
Dükkanın önünde tereddütlü bir şekilde dururken içerden bir adam onu
çağırmış ve "Merhaba beyefendi. Sanırım siz yan kasabadaki bayanın
tavsiyesiyle beni bulmaya gelen Kaushik olmalısınız. Ben aradığınız
Dharmavyaadha yım." demiş. Kaushik in tam anlamıyla dili tutulmuş.Nasıl olur
da yalnız onun ve kadının arasında gecen şeyi bilebilir diye donakalmış.
Sessiz ve şaşkın bir şekilde beklerken adamın et kesip para toplamasını
izlemiş ve paraları saymasına bakmış. Adam işini bitirdikten sonra
paralarını saymış toplamış ve Kaushik'i alıp evine götürmüş. Orada ailesiyle
ilgilendikten sonra sormuş "Evet beyefendi sizin için ne yapabilirim?"
Adamın bu bilgeliğini ve yaptıklarını gördükten sonra Kaushik sormuş;
"Efendim böyle büyük bir üstat olmak için ne gibi sadhana ve çalışmalar
yaptığınızı öğrenebilir miyim?" Dharmavyaadha cevaplamış: "Ben sadece
yapmakla yükümlü olduğum görevleri özenle ve gayretle yerine getiriyorum ,
işte benim meditasyonum bu."
İşte bu öyküden alınacak ders sıradan günlük islerimizi özel bir tutumla
yapmanın hiçbir spirituel sadhanadan aşağı kalır bir yanı yoktur. Simdi
mesele burada nasıl bir tutumla günlük işlerimizi sadhanalara veya spirituel
çalışmalara çevirebileceğimizle ilgili!
Devam etmek için tıklayınız...
Geri |