|
| |
Naishkarmya Siddhi
Krishna Bhagavad-Gita da başka bir sıra dışı ince aktivite durumundan
bahsediyor. Naishkarma hakkında ve adı da naishkarmya. Bu Nishkama-Karma dan
farklı bir şey, meyve arzusu olmadan eylem. Kelimenin basit bir anlamı
yapmamak olabilir. Eylemsizlik gibi gözükse de daha farklı ve çok spirituel.
"Sadece eylemsizlikle "yapmama" nın seviyesine gelinemez. Nasıl dünyayı
reddederek tam bir tatmine ve yüceliğe ulaşılamazsa öyle." Burada söylediği
bize eylemsizlikle yapmama arasındaki farkı açıkça vurgular. Eylem ve
eylemsizliği daha önce de tartışmıştık. Şimdi isterseniz bunları detaylı
açıklayalım. Eylem ve eylemsizlik birbirinin zıttı dır. İki seçenek de bütün
aktivitelerde açık olarak bizim için bulunurlar. Bir aktiviteyi yaparız veya
yapmayız. Aynı şekilde durumun gerektirdiğine göre yapma veya yapmama
durumunu benimseriz.
Bir yere bir tohum ektim ve gerekli olan her şeyi su gübre vs gibi sağladım.
Simdi bitki tohumunun içinden yükselmeli. Bu bizim elimizde değil. Simdi
oturup beklemeli. Şimdiye kadar eylem safhasındaydım ve simdi eylemsizlik
safhasındayım. Huzursuzlaşıp sıkılabilirim. Bunlar yapabileceğim bazı
aktiviteler. Bitkinin çıkma esnasında yapabileceğim bir şey yok sadece
bekleyebilirim. Eylemsizliği kabul etmeliyim. Bitkiyi çekip çıkarmaya
çalışamam. Bitkinin acısını dindireyim onu çekip çıkarayım diye düşünemem. O
zaman bitkiye zarar verir hatta öldürebilirim.
Şimdi önemli olduğunu düşündüğüm bir hikaye duymuştum uzun zaman önce. Bir
yerde bir sosyal hizmetli kelebeğin kozasından çıkmak için acı çektiğini
görür. Hala minik ve sevimli fakat dışarı çıktığında büyük bir kelebek
olacak. Fakat şu anda dışarı çıkmak için acı çekmektedir. Ufaklığa karşı
büyük merhamet duygusu belirir içinde. Acı çektiğini gördükçe çok üzülür.
Ona yardım etme isteğine kapılır ve sonra kozayı yavaşça kesip ona zarar
vermeden dışarı çıkarmayı düşünür.
Yapmak istediği şey aslında kötü değildir , belki iyidir bile denebilir.
Amacı kelebeği incitmek değildir. Amacı kelebeği alıp sahiplenmek de
değildir. Kozayı tam olarak kestiğinde kelebek kurtulur. Taptaze bir şekilde
dünyaya gözlerini açar ve kurutmak için kanatlarını çırpar ve gökyüzüne
uçmak ister.
Diğer kelebekler de kozalarından dışarı çıkarlar ama kimsenin yardımı
olmadan ve kanatlarını çırparlar, onun gözleri önünde temiz gökyüzüne uçmaya
başlarlar. Ama adamın yardım ettiği kelebeğin kanatları tam gelişmemiştir.
Kendi kendilerine doğal süreçte acı çekerek çıkan kelebekler gibi değildir.
Adam feryat eder. "Tanrım ne oldu böyle?" Kelebeğin acı çektiğini düşünerek
ona yardim etmek istedi ama ne yazık ki diğerleri gibi o da kendi acı
çekerek çıkabilseydi kanatları tam olarak güçlenebilecekti. Kanatlarına
uygun fırsatı verebilecekti ve onlar da gelişip güçlenebilecekti.
Niyetler iyi olabilir ama sabır yetersizliği ortaya bir problem çıkarabilir.
Kelebeği acılarından kurtarabileceğini düşündü ama bu durumda acı veren bir
aktör haline geldi. Nasıl olurda bir bitkiyi tohumundan çekip çıkararak ya
da bir kelebeği kozasından çıkararak acısını azaltabilirsiniz?
İyi bir eylemde bile oyuncu olmayın. Bazı insanlar bir eylemi yaparken
karıştırarak oyuncu olurlar. Başka bir taraftara bazı insanlar eylemden
kaçınarak oyuncu olurlar. Sonuçta bir eylemi yaparken de yapmadan da insan
oyuncu olabilir ve acıya sebep olabilir.
Yapmanın olmasına izin verin ayni şekilde yapmamanın da. İki durumda da
oyuncu olmayın. İnsanların diğer yaratıklardan bir çok üstünlüğü vardır.
Maddenin varoluş haline gelen bilinci vardır. Maddenin varoluştan başka hiç
bir şeyi yoktur. Bitkilerin ve hayvanların bilinci vardır ki bunlar varoluşa
dönüşür. Bu yüzden bitkiler ve hayvanlar sadece varolmazlar ama varolmak
için çabalarlar. Bitkiler köklerini toprağa taşların arasına yollar ki
besinleri ve suları alabilsin. Bitkileri yapraklarını güneşe doğru uzatır ki
fotosentez süreci başlayabilsin. Aynı şekilde hayvanlar da besinlerini
ararlar ve hepsi varolmak için acı çekerler çünkü hepsi bilinçli
varlıklardır.
İnsanoğlu da yaşam sürer ve bilinçli bir varoluşu vardır . Bunlara ek olarak
da bilinçli bir varoluş olduğunun bilincindedir.
Bu yüzden varoluşuna tanıklık edebilir.Ayni zamanda varoluş için sarf ettiği
çabanın da bilincindedir. Burada bir seçeneği de vardır. Tamamen bu işi
yapan kişi olup varoluş için acı çeker ve gözlemci ve tanık olmaktan
çekilir.Ya da tamamen varoluştaki eforun bilincinde olan olur. Kendini
varoluş için acı çeken ve efor sarf eden olarak tanımlayabilir. Ya da
varoluş için acı çeken ve efor sarf eden birine tanık olabilir. Bir insan
tanık olduğu anda , inişler çıkışlar, basari ve hatalar, bütün duygular
oyuncunun arkasında kabarır. Sonra bu devam eden oyuna tanık olur. Sonra
yapma meydana gelir. Bu belirtilenin ismi Naishkarmya dır, isi yapmayan.
Naishkarma' nin farkına varan kimse veya Naishkarmya siddhi yi başarabilen
kişi yürür bununla beraber yürümez, konuşur lakin konuşmaz vb. 'Ben
yapıyorum' , onun konsepti tamamen çözülmüştür ve tamamen tanıkla
beraberdir. Ben oluyorum dan başka bir şey değildir.
Bir kere sakshi veya tanık olursanız, nesnel hükümler ,tanımlamalar ve
dışarıdan gelecek herhangi bir şey mutluluğu ararken sizin için problem
olmaz. Mutluluğu içerde bulursunuz. Mutluluğu dışarıda aramak bir çeşit
köleliktir ki bunun zamanı geçmiştir. Bu kölelikten daha ince olanda isi
yapan kimse olmak için köleliktir. Bu kölelik çok daha zarar veren ve
tanımlaması çok zor olan bir şeydir. İyi şeyler yapan ve yapmak isteyen
insanlar nadiren bu köleliğe yakalanırlar. Onların hayatlarını bu kadar
ciddileştiğini ve hayatin mutluluğunu sadece dudaklarında görmeniz bu
sebeptendir. Her zaman zıt yönlerdedir ve basari ve basarisizliğin bir
olduğunu göremez. Bir kere bu kölelik biterse o zaman özgürdür. Özgürlüğüne
erisen kişi artık en büyük zıt çift olan olum ve yaşamın da ötesindedir.
Olum ve yasam arasında iki durum karışıktır. Çalışıyoruz ve ayni zamanda
yaşıyoruz. Biri "yapma durumu" , ölümle yasam arasında , kalp kani pompalar,
nefes devam eder, beslenme yer alır ve varoluş için acı çekilir. Bütün bu
olanlar yaşamın "yapma" durumunda yer alır. Yapmanın limitleri olum ve
yaşamdır. Yapma ölümle durur. Yapmanın durusu olumun ta kendisidir.
Bir diğer durumda yapmanın altında duran "olma durumu"dur. Bu değişimlerin
hepsinde olma durumu vardır. Olma durumunun limitleri sınırları yoktur. O
özgürdür.
Olma tarafından tutulan biri limitlerce sınırlandırılmıştır. Bu yüzden orda
korku olur; halbuki olma tarafından tanımlanan birinin kendisi varoluşudur.
Böyle bir insana olum ve yasam, basari ve basarisizlik , övgü ve suçlama
dokunamaz. Korku istersek orda olur ve başkasını istemeyiz ya da bizim
seçimimiz olmadan orda olma olasılığı da vardır. Bu yüzden zıt kutuplara
sahip olmayana korku dokunamaz. Buna 'abhaya' denir 'korkudan çıkan
özgürlüğü' belirtir. Bu Karma Yoga daki en ince noktadır ve adi Naishkarmya
siddhi dir. Karma Yoga da bunu başarabilmek Raja Yoga da Samadhi yi
başarabilmek gibidir. Brahman in tanımını bize "Sat Chit Ananda" olarak
verilmiştir.Sat varoluş demektir. Naishkarmya Siddhi yi başarabilen bir kişi
Brahman in sat durumunu başarabilmiş ve onunla bir olabilmiş demektir.
Karma Yogayla ilgili muhtelif fikirler vardır. Simdi size son bir mesaj
vermeme izin verin. Yoga isten kaçmak demek değildir. Yoga sorumlulukları
daha eğlenceli ve uyumlu kılmaktır. Yoga kimseyi sorumsuz yapmaz .Eger boyle
yapıyorsa o Yoga değildir.
Simdi Karma Yogayla ilgili birkaç fikri özetleyelim
Karma Yoga diğer Yoga yollarında olduğu gibi eğer bize aklin huzuruna
gitmede ve iç uyumumuzda katkıda bulunuyorsa Yoganın yollarından biri
olabilir.
'İyi eylemler yapmak ve bizi kötü eylemlerden uzak tutmak' Karma yoganın
gayesi değildir. Bu basit ahlaki bir seviyedir. İyi ve kötü insanların
islerinin sıradan bir düzeyidir. Eger bir insan iyi değil de kötü şeyler
yapıyorsa cezalandırılır. Bunda spirtüel bir yan yoktur. Arjuna zaten iyiydi
ama Bhagavad Gita ya ihtiyacı vardı. Bu da karma yoganın amacının bize iyiyi
ve kötüyü acıklamak degil bizi bunun ötesine götürmek oldugunu anlatıyor.
Sonuçta Karma yoga yolculuğu veya sadhanasi bizi iyi eylemden sonuç
beklemeden veya meyveleri arzulamadan eyleme yukseltmektir. Sonuc olarak ta
eyleme isi yapan olmadan gitmek ve isi yapma durumunun feda edilmis ve
hallolmus olmasidir.
Bu astanga yoganın son üç basmagi olan dharma dhyana Samadhi ye benzer.
Bunlar sat karma, phalapeksha rahita karma ve son olarak naishkarmya siddhi
dir. Nasil vucut Tanrinin tapınağıysa ayni sekilde yapilan is te Tanrıya
ibadettir. Isi stres , lanet ve ceza olarak algilamamiz bizim cehaletimizdir
ve eğer özel aktiviteler yapacak olursak bu karma yogadir ve kutsalliktir.
Bu bütün aktivitelerin değişimini sağlayabilen tavir karma yogadir.
Hepinize çok teşekkür ederim
RaghuramDevamı (soru/cevap kısmı) için
tıklayınız
Geri |
|